musab bin umeyr

Perşembe, Mart 13, 2008 · Kategori: SAHABE

Hz. Mus’ab, Mekke’nin en soylu, en yakışıklı ve en güzel giyinen delikanlılarından biriydi. Efendimizin de amcazadelerindendi. Annesi Hamne’nin durumu müsait olduğu için oğlunu güzelce giydirir ve ona en iç bayıltıcı kokular sürerdi. Dolaştığı yerler burcu burcu kokar, geçtiği yerlerdeki tüm kızların gözleri onun üzerinde olurdu. Hayatı, tabir caizse, eller üstünde geçiyordu. Bu hayat, İslâm’ı kabulüne kadar sürmüştü. Hz. Mus’ab zengin bir ailenin çocuğu idi ama şımarık değildi, akıllıydı. Böyle akıllı bir gencin İslâm’a bigane kalması düşünülemezdi. Nihayet bu genç, Resûl-i Ekrem İbn Erkam’ın evinde iken Müslüman oldu. İslâm’ı kabul ettiği andan itibaren tüm hayatı birden değişivermişti. Çünkü annesi henüz İslâm’ı kabul etmemiş ve oğlunun da İslâm’ı kabulüne razı olmamıştı.

İslâm’da İlk Yılları

Hz. Mus’ab’ın Müslüman olmasına kızan annesi tüm servetini geri çekmişti. Genç adam, birden en fakir insanlardan biri oluvermişti. Mekkelilerin en güzel giyinen delikanlılarından biri, bir bez parçasına veya koyun pöstekisine sarınır hâle gelmişti. Müşriklerin yaptığı eza ve cefa da katlanılır gibi değildi. Annesi onu evde hapsetmişti.

Hz. Mus’ab, bu çile yıllarında Habeşistan’a hicret edileceğini duyunca, artık Mekke’de daha fazla duramamış, her şeyini geride bırakarak, Allah Resûlü’nün emri doğrultusunda Habeşistan hicretine katılmıştı. Bu ilk hicrete katılanlardan bazıları, Mekke’deki işkenceler karşısında korumasız mazlumlar olmasına mukabil, bazıları da, İslâm’ın merkezi olabilecek bir yer arayışı içinde idiler. Habeşistan, bu iş için, gerçi hazır gibiydi; en azından hükümdarları Necaşi, Resûl-i Ekrem Efendimiz’i benimsemişti. Fakat, halkının da buna hazır olması gerekiyordu.

Bu ilk Habeş muhacirleri, Habeşistan hayatına intibak etmeye çalışırken, Mekke toptan iman etti haberini aldılar. Hemen geri döndüler. Heyhat, Mekke’yi, bıraktıklarından daha şirretleşmiş ve azgınlaşmış buldular. Mekke için iman henüz oldukça uzakta idi.

Dönüp gelenler arasında Hz. Mus’ab da vardı. Efendimiz onu, Habeşistan’a dönen diğerleriyle tekrar göndermedi. Taif seferinde hayatının en işkenceli günlerini yaşayan Resûl-i Ekrem’in, İslâm için merkez arayışları devam ediyordu. Mekke’ye, hac için dışarıdan gelen kabilelerle ilgileniyor, onlarla tanışıyor, onlara İslâm’ı anlatıyordu. Böyle ziyaretlerinden birinde Akabe denilen yerde Medine’den geldiklerini öğrendiği bir kaç kişiyle tanışmıştı. Onlara İslâm’ı anlatınca hemen ilgilenmişler ve daha fazla malûmat istemişlerdi.

Bu zevat, Medine’ye dönünce orada Resûl-i Ekrem’den ve İslâm’dan bahsetmeye başlamışlar, bir sonraki sene, haccetmek için yine gelmişlerdi. Orada Efendimiz’e iman ve biat edip, kendilerine İslâm’ı anlatacak, onu hem de Medine’de yayacak bir muallim istemişlerdi. Efendimiz’in zihnindeki muallim, Hz. Mus’ab’dan başkası değildi. İkna kabiliyeti müthişti. Yüzündeki melahet, insanları kendisine cezbediyordu. Çünkü gideceği yerde İslâm’ın tüm izzetini ayakta tutacak, muhataplarıyla eşit seviyede konuşacak kabiliyette birine ihtiyaç vardı. Medine’de Ehl-i Kitap Yahudiler de vardı.. Hz. Mus’ab için, Ehl-i Kitab olan Habeşe yaptığı hicret, bir nevi staj gibi olmuştu.

Medine’de İlk Muallim

Şimdi Hz. Mus’ab’ın önünde yeni bir dünya açılmıştı. Bu yeni dünyada müşrikler ve Yahudiler vardı. İkinciler şimdilik, kendilerini ilgilendirmediğini düşündükleri bu işe alâka duymuyorlardı.

Hz. Mus’ab, Es’ad b. Zürare hazretlerinin Zafer oğulları oymağındaki evine inmişti. Tebliğe orada devam edecekti. İlk Müslümanlar da orada veya oraya yakın oturuyorlardı. Yeni birisinin geldiğini duyan ve o sırada henüz İslâm’la müşerref olmamış bulunan Sa’d b. Muaz ile Üseyd b. Hudayr hemen işe el attılar. Birisinin Es’ad b. Zürare ile görüşmesi gerekiyordu. Aralarında akrabalık olduğu için bu görüşmeyi Sa’d’ın yerine Üseyd b. Hudayr’in yapmasına karar verdiler.

Üseyd, Hz. Mus’ab ve Esad b. Zürare’nin yanına gelerek her ikisine birden "Siz ne diye bizim zayıflarımızı bir takım beyinsiz hareketlere teşvik ediyorsunuz? Hemen buradan gidin" dedi. Hz. Mus’ab, aralarındaki anlaşmaya bağlı olarak Üseyd’e "Hele bir kere otur da dinle. İşine gelirse kabul edersin, işine gelmezse söylersin. Biz seni işine gelmeyen bir şeye zorlayacak değiliz" diyerek oturttu. Üseyd de bu makul söze uydu, dinlemeye başladı.

Hz. Mus’ab, ona İslâm’ı anlatmaya başladı. İnsanların içinde bulundukları sefil hayattan bahsetti. Allah’ın insanlara âlâ-yı illiyyîne ulaşan yolları göstermek üzere Hz. Peygamber Efendimiz’i gönderdiğini söyledi. İslâm’ın iman esaslarından söz etti, âyetler okudu. Bunları can kulağıyla dinleyen Üseyd’in, birden yüzü ışıldadı. "Bu dine nasıl girilir?" diye sordu. Hz. Mus’ab da "Önce yıkanır, üstünü başını temizlersin, sonra da kelime-i şehadeti getirirsin" dedi. Hz. Üseyd de denilenleri yaparak İslâm’a girdi. Ardından da Hz. Mus’ab’a şunu söyledi. "Burada bir adam var ki, size katılacak olursa, onların kavminden hiçbiri size katılmak hususunda geri kalmaz." Hemen kalkıp gitti. Doğruca Sa’d b. Muaz’ın yanına geldi. Onun gelişini merakla bekleyen Sa’d, uzaktan onu görünce "Bu, gittiği suratla dönmüyor" diye söylendi. Hz. Üseyd, "Onlarla konuştum, onlarda zararlı bir şey görmedim" açıklamasında bulundu. Buna canı sıkılan Sa’d, Üseyd’den bir de tahrik edici bir haber duydu: "Es’ad b. Zürare’yi öldürmek isteyenler varmış." Es’ad’la teyze çocukları olan Sa’d, hemen fırladı, Es’ad b. Zürare’nin yanına geldi. Onların huzur içinde oturduklarını görünce, Üseyd’in maksadını anladı. Es’ad’a, "Aramızda akrabalık olmasaydı sen beni bu kadar yumuşak bulmazdın." diye çıkıştı. Hz. Mus’ab da ona, Üseyd’e nasıl tebliğde bulundu ise, aynı şekilde tebliğde bulundu. Sözü bittiğinde Sa’d da, "Bu dine girmek için ne yapılır’ diye sordu. Gerekli cevabı alan Sa’d b. Muaz da artık Müslümanların safına katılmıştı. Sonra, Hz. Üseyd’i yanına alarak, kavmi Abdüleşhel oğullarının yurduna vardı. Akşama kalmadan, oradaki herkes, Allah’ın izniyle Müslüman olmuştu. (Asr-ı Saadet, 2/196-98).

Daha sonra Hz. Mus’ab, dini telkin ve tebliğ etmek için aynı yere gitti ve onlara İslâm’ı öğretmeye başladı. Anlaşılıyordu ki, İslâm’ın Medine’deki geleceği ve Medine’nin de İslâm’la kazanacağı gelecek parlaktı.

İlk Cuma Namazı

Medine’de İslâm çığ gibi yayılıyor, halka her gün biraz daha genişliyordu. Hz. Mus’ab da onlara İslâm’ı öğretmek için gecesini gündüzüne katıyordu. Efendimiz’e müracaat ederek, onları bir araya getirip beraber namaz kılmak isteğini arz etti. Efendimiz da ona izin verdi. Cuma gününde namaz kılmalarını ve onlara hutbe okumasını emretti. Böylece ilk Cuma namazı Hz. Mus’ab’ın imametiyle Sa’d b. Hayseme’nin evinde kılındı. Böylece, ilk cuma kıldırma şerefi Hz. Mus’ab’a ait oldu. (İbn Sa’d, Tabakat, 3/118).

İkinci Akabe

Bir yıl içinde Medine hemen hemen bir İslâm şehri olmuştu. Kabul etmeyen birkaç kabile kaldıysa da onlar da kabul ederlerdi. Hz. Mus’ab, yanına aldığı 75 Müslümanla hac için Mekke’ye geldi. Efendimiz’i görüp yaptıklarını arz etti. Yeni gelen âyetleri öğrendi. Annesinin yanına uğradı. Onun nerede olduğundan haberi olmayan anne sitem etti. Yaptıklarını söyledi. Annesi kızsa da, Mus’ab’ın imanı karşısında hiçbir şey diyemedi.

Medineli Müslümanlar Resûl-i Ekrem Efendimizi şehirlerine davet ettiler. Onu orada canlarından daha aziz bilip koruyacaklarını garanti ettiler.

Gazveleri

Hz. Mus’ab, ikinci Akabe biatından sonra Medine’ye döndü. Bir müddet sonra da Resûl-i Ekrem Medine’ye teşrif buyurdular. Efendimiz’in de gelişiyle Medine birden nurlandı ve İslâm, Allah’ın izniyle her eve girmiş oldu. Bundan rahatsız olan Mekke’deki müşrikler, Medine’deki münafıklarla irtibat kurarak, asker toplayıp Medine üzerine yürüdüler. Fakat, Bedir durağında Müslümanlardan ciddî bir darbe yediler. Hz. Mus’ab bu kez de, savaş meydanında üstüne düşeni yerine getirdi. Müşriklerle yaka paça oldu, kahramanca savaştı.

Bedir’in intikamını almak için bir sonraki yıl, Medine’ye gelen Mekke müşriklerini Efendimiz Uhud’da karşıladı. Bu çetin savaşın ikinci safhası Müslümanların aleyhine gelişti. Yetmiş şehit verildi. Şehidlerin arasında Hz. Mus’ab da vardı.

Hz. Mus’ab, şeklen Efendimiz’e benzerdi. Savaşta da O’nun sancağını taşıyor ve önünde savaşıyordu. Savaşın en korkunç anlarından birinde müşrik İbn Kamie, Resûl-i Ekrem’in üzerine saldırdı. Onu öldürüyorum diyerek Hz. Mus’ab’ı şehid etti. Daha sonra da sevinçle kendi arkadaşlarının arasına döndü. Belki de Hz. Mus’ab’ın İslâm’a son hizmeti Efendimiz’in yerine şehid olmak olmuştu.

Techiz ve tekfini yapılırken üzerindeki elbiseden başka hiçbir şeyinin olmadığı görülmüştü. Bu elbise, kefen olarak vücudunu örtmeye yetmemişti. Ayak örtülse baş açık kalıyor, baş örtülse ayaklar örtülmüyordu. Durum Efendimiz’e arz edilince başını örtmelerini, ayaklarını da otla kapamalarını emretmişti.

Ahlâkı ve Şemaili

Hz. Mus’ab, orta boylu, oldukça yakışıklı, nazik bir insandı. Allah yolunda her şeyini feda etmişti. Efendimiz, onu eski bir elbise içinde görünce, Mekke’deki şa’şaalı günlerini düşünmüş, üzülmüş ve gözleri yaşarmıştı.

Hz. Mus’ab, ismiyle müsemma bir hayat yaşamıştır. Daima çetin hayat şartlarıyla karşılaşmış, bunlarla Allah’ın izniyle başetmesini bilmiştir. Ömrü de kısa sürmüştür. (Umeyr, ömrü kısa anlamına da gelir). 40 yaşında vefat eden bu kutlu zat, Hamne bint-i Cahş ile evlenmiş, ondan Zeynep isimli bir kızı olmuştur.

Allah, hayatını, Allah Resûlü’nün emirleri doğrultusunda yaşayan, O’nun her emrini hiçbir beklentiye girmeksizin uygulayan ve hayatını yine O’nun dininin korunması uğrunda noktalayan bu kutlu muhacirin şefaatine bizi nail kılsın. (Allah rahmet eylesin.)

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (15) Arkadaşına Gönder!

Etiketler : musab bin umeyr

Yorum Gönder

Adınız :

Yorum Başlık:

Yorumunuz:

15 yorum yazilmistir

Yazan:Hasan KOZAN | Tarih: 2009-06-22 16:06:22
Konu: Musab Bin Umeyr

İslamın İlk Öğretmeni Allah Yolunda Herşeyden Vazgeçmiş Ne Güzel Bir İnasan Oğlum Olursa İsminin Musab Koyacağım Allah İslamdan ve Kuran'dan Ayırmasın

Bağlantı »

Yazan:isimsiz | Tarih: 2009-02-05 11:04:09
Konu: ALLAH RAZI OLSUN...

NEREDE MUSAB GİBİ GAYRET EDEN MÜSLÜMANLAR...ONUN GİBİ OLABİLMEK NE MUTLU BİZE...ALLAH RAZI OLSUN...

Bağlantı »

Yazan:muammer | Tarih: 2009-01-14 03:08:42
Konu: musab bin umeyr

rabbim onun gibi ahlakla ahlaklanmayi nasip etsin ins. oglumun adini musab koyacagim onu ziyaret edip selamlamakda nasip oldu cok seviyorum keske rüyamda görebilsem

Bağlantı »

Yazan:bayram çelikel | Tarih: 2008-09-13 14:58:24
Konu: kolsuz melek

ALLAH ONUN GİBİ YAŞAMAYI NASİP ETSİN

Bağlantı »

Yazan:isimsiz | Tarih: 2008-06-06 02:07:42
Konu: SELAMÜN ALEYKÜM

SELAMÜN ALEYKÜM ben Mus'ab Bin Ümeyr Aşığı ismini duyduğum zaman gözyaşlarını tutamayan biriyim bir oğlum oldu ismini Mus'ab Enes koydum Rabbim onun gibi yaşamayı tüm Müslümanlara özellikle yeni nesile nasip etsin İNŞALLAH

Allah razi olsun
a.selam


Düzenleyen dingorevlileri gün: 6/6/2008 saat: 13:33

Bağlantı »

Yazan:RESUL DÜŞME | Tarih: 2008-04-22 11:33:38
Konu: MUSAB AŞKINA

SELAMÜN ALEYKÜM EN BÜYÜK DİLEĞİM ONUN GİBİ YAŞAMAK. ONUN GİBİ HAYATIMI HAK YOLUNDA HURCAMAK. ALLAH ONDAN RAZI OLSUN. İNANIYORUM Kİ ONUN GİSİ HAK YOLUNDA ÇALIŞAN ÇOK İNSAN VAR. ALLAH ONA VERDİĞİ ŞEREFİ BİZEDE VERMESİ DİLEĞİYLE.
CEVAP
a.selam tüm arkadaslara
Amin diyoruz dualariniza

Düzenleyen dingorevlileri gün: 22/4/2008 saat: 15:08

Bağlantı »

Yazan:duygu | Tarih: 2008-04-09 22:24:51
Konu: yorum

s.a ben duygu bu büyük zatn hayatnı okudğmdan beri ona aşığım ama onun yaşadğı gibi yaşamya layık olamyorum rabbm cümle müminlre onun islamyte rasulullaha allaha olan aşkı gibi 1aşk nasip eder insallah ahirette beni we cümle müminlre komşu eylesn keşke şimdki gençlrimizde onu örnek alsalr tek istğm onun ahlaknı taşıyn biriyle ewlenmek inş karşma çıkarır rabbm onu çok sewiyorum onun hürmetne rabbm günahlarmızı affetsn a

Bağlantı »

Yazan:tarabyalı | Tarih: 2008-02-09 13:20:36
Konu: mushabbin ümeyr

ben mushab bin ümeyr rin aşığıyım ben hayatımı sırf onun için ve allah rızası için değiştirrdim onun ismini düyduğum zaman bir başka oluyorum ağlıyorum anunun hayatının butün islam alemine örnek olarak österiom o benim için inanılmaz bi insan ve rica ediyorum mushab ismindeki kişiyle konuşmak istiyorum onun msn adresi varsa lütven yazın blkz_krnz@hgotmail.com böle kayıt edin bu msn doğru @hgotmail

Bağlantı »

Yazan:isimsiz | Tarih: 2007-12-11 14:01:30
Konu: musab bin umeyr

onun gibi bir insan dünyaya bidaha gelmez Allah yolunda herseyini feda etmiş allah bizi musab bin umeyr gibi olan kullarndan eylesin zaten peygambermize olan benzerligi yeter onu cok seviyorum

Bağlantı »

Yazan:isimsiz | Tarih: 2007-12-09 22:41:13
Konu: Cennette komsu olmak...

Musab bin Umeyr,hz.Muhammed s.a.v efendimizden ve hz. Yusuf a.s dan sonra yasamis en GÜZEL insanmis...yeni ögrendim...hayati beni cok duygulandirdi...Onu görmeden cok sevdim..Rabbim sefaatina nail eylesin..

Bağlantı »

Yazan:HAMZA | Tarih: 2006-11-06 19:21:49
Konu: MUS-AB BİN UMEYR'İ BEYENMEK

Mus-ab bin Umeyr'in hayatını ilk defa burada okudum.Keşke tüm mü-minler islama böyle sıkı sıkıya tutunsa

Bağlantı »

Yazan:musab | Tarih: 2006-11-03 15:43:03
Konu: isme laik olmak

selmunaleykum... benm ismim musab.. biliyorum ki uzerimde çok bir sorumluluk var ismimden dolayı rabim herkesi ismine laik etsin..

Bağlantı »

Yazan:isimsiz | Tarih: 2006-07-13 19:50:43
Konu: musab bin umeyr

bende baba olacağım inşallah. oğlumun ismi İbrahim Mus'ab olacak Allah'ın izni ile.... Ne güzel bir hayat

Bağlantı »

Yazan:dilrüba | Tarih: 2006-07-05 21:09:49
Konu: musab bin umeyr

ben yakında anne olmak üzereyim oğlumun olacağını öğrendiğim gün musab bin umeyr ra in hayatını dinledim oğlumun ismini muhammed musab koymak istiyorum rabbim çocuklarımın ahlakını aldıkları zaatların ahlakına benzetir inşaallah

Bağlantı »

Yazan:hurricanee | Tarih: 2006-03-13 15:17:58
Konu: S.ALEYKÜMM

lise yıllarımda siyer dersinde dinlemiştim o mübaret zatıı.o zamandan beri hiç unutmam..rabbim iyi ameller işlemeyi nasip etsin..

Bağlantı »

« Önceki :: Sonraki »