(Yaklaşık bir dakika sonra, perde yeniden açılır. Odanın tanzim ve dekoru aynıdır. Odada; Baba (Emin amca), Ali, Mehmet ve Hasan bulunmaktalar. Hepsi oturmuş, sohbet vaziyeti almışlardır.)
HASAN : Vallahi ben, 4 senedir Almanya’da çalışıyorum, arabam da var, 2 tane tarla da aldım. Almanya’ya gitmeseydim, bütün bunlar nereden olacaktı? Hem gurbet dediğin ne ki; hele uçakla 2 saatte geliniyor. Artık bu devirde araba var, tren var, mektup, telefon, uçak dahi var. İnsanları birbirine kavuşturuyor bu vasıtalar. Öyle değil mi Emin amca?
BABA : (Yavaş, yavaş) Öyle tabi... Çok doğru, ama vasıtalı kavuşma. Sevgi ve dostluğu kuramaz bu vasıtalar. Hürmet ve saygıyı gösteremez bunlar. Bir nefes, sırdaş ve yoldaş olamaz bu araçlar. Öyle değil mi Hasan oğlum?
HASAN : Nasıl? Anlayamadım.
BABA : Hiç, yok bir şey, demek istedim ki; teknik gerçekten çok ileriymiş.
HASAN : İleri tabii Emin amca. İnsan bulutların üzerinde uçuyor. Herkes aya gidiyor. Onlar aya giderken biz yaya mı gidelim? Sen daha iyisini bilirsin, dinimiz çalışmayı emrediyor. Baksana bütün bu teknik vasıtalar, insanı kuşlar gibi uçuruyor.
BABA : Teknik insanı uçurur tabii, ama korkuyu yenemez. Sevgiyi bilmez. Şefkat ve merhamet hissi yoktur onda. Mesela, şu radyo, benim bilmediklerimi anlatır. Ama ben hastalıktan ölecek olsam, o şarkı türkü söyler durur. Acımı paylaşamaz, ne sevincime, ne ke-derime ortak olamaz. O davul zurna çalar, bilmem anlatabildim mi?
( Hepsinin başları önüne eğilmiştir. )
MEHMET: Ben, galiba Emin amcanın demek istediklerini şimdi anlıyorum. Demek istiyor ki; Ali Almanya’ya gidecek olsa, ben onun yokluğuna ve hasretine dayanamam. O benim tek oğlum, yanımda nefesini her zaman hissetmek istiyorum. Öyle değil mi Emin amca?
(Emin amca ses vermez, bu arada Ali kahveleri getirir.)
ALİ : Buyurun bakalım, afiyet olsun.
(Hepsi kahveleri alıp, teşekkür ederler.)
BABA : Hasan, şu çalıştığın işi, kaldığın evi de bir anlatsan!
DEVAMI ASAGIDA
Etiketler :