Hz. PEYGAMBER (sav)’in HADİSLERİNDE FİTNE

ALINTIDIR IQRA

(Sebepleri, Özellikleri, Çareleri )Yazar: Yrd. Doç. Dr. Ali ÇELİK

Yayınevi: Çağlayan Yayınları

 

GİRİŞ

Fitnenin tarifi “Fitne” kelimesi, lügatte attın ve gümüşün iyisini kötüsünden ayırt etmek için ateşe atıp eritmek mânâsına gelen “Fe-te-ne” fiilinden türemiş bir isimdir. Kelime zamanla daha geniş mânâlar kazanarak, iptila, tecrübe, imtihan, insanın ateşe atılıp azap edilmesi gibi mânâlarda kullanılmıştır. Aynı zamanda “küfür, her türlü günah, fısk-ı fücur, insanlar arasında vukua gelen ihtilaf kargaşa, şekavet ve kavgaya da ıtlak olunmuştur. “

Kur'an-ı Kerim’de bu kelime, türemiş şekilleriyle birlikte 60 yerde geçmektedir. Hz. Peygamber (sav), İslam toplumu içinde zamanla ortaya çıkacak, birlik ve düzeni bozacak birtakım fitnelerden çeşitli vesilelerle bahsetmiştir. Söz konusu fitnelerin bir kısmı, kendisinden sonra ortaya çıkacak önemli olaylar, diğer bir kısmı da kıyamet ve ahir zaman ile ilgili haberler şeklinde bir özellik taşır.

Bu hadisler, hadis otoritelerince derlenmiş ve çeşitli bölümler altında hadis kitaplarında toplanmıştır. Kütüb-i Sitte müelliflerinden Nesâi hariç hepsi, tasnif ettikleri hadis kitaplarında “Kitabü’l-Fiten” adı altında bölümler açmışlar ve bu hadislerin büyük bir kısmını burada zikretmişlerdir.

Fitne hadisleri, çok sayıda sahabe tarafından rivayet edilmiştir

 

BİRİNCİ BÖLÜM

1. Fitneyi Doğuran Sebepler

Fitneyle ilgili hadislerin iki kısımda ortaya çıktığını görmekteyiz. Birinci kısım, kulların iradesi dışında olup tamamen ilahi iradeye bağlıdır. Mesela; güneşin batıdan doğması, Deccal'in çıkması gibi. Bir de ortaya çıkmasında kulların iradesi esas olan fitneler vardır ki, bunlardaki amil, kulun kendisidir. Fitneyi doğuran sebeplerde, kulun iradesi sonucu ortaya çıkacak fitnelerin sebepleri araştırılmıştır.

 

A. Cehaletin Yaygınlaşması

Ebu Ümame (ra)'nin naklettiği bir hadiste Rasulullah (sav): “Öyle fitneler olacak ki, o zaman kişi mü’min olarak sabahlayıp kafir olarak akşamlayacaktır. Ancak Allah’ın ilim vermek suretiyle ihya ettikleri müstesna “ buyurarak bilgili insanların hiçbir zaman fitnenin tuzağına düşmeyeceklerini haber vermiştir.

 

B. Alimlerin Bozulması

Abdullah b. Amr b. el-As (ra) diyor ki: Ben Rasulullah (sav)'ı şöyle söylerken işittim: “Allah ilmi insanlardan söküp almak suretiyle kaldırmaz., bilakis alimlerin canlarını almak suretiyle ilmi kaldırır aralarında hiçbir âlim kalmaz da insanlar cahilleri önderler edinirler, onlara sorular sorarlar, onlar da bilgisizce fetva verirler ve böylece hem kendileri sapıtırlar hem de başkalarını saptırırlar. “

Ebu Hureyre (ra)'nin rivayetinde : “İlim öğrenip de onu gizleyen kimse, kıyamet gününde ağzına ateşten bir gem vurulmuş olarak getirilecektir” denilirken, İbn Ömer (ra)'in rivayetinde ise: “İlmi, âlimlere karşı övünmek yahut, sefihlerle mücadele etmek, insanların dikkatini üzerine çekmek için öğrenen kimseyi Allah cehenneme sokar” diye belirtilerek âlimlerin taşıdıkları sorumluluğa ve toplum üzerimde meydana getirecekleri kötü tesire işaret edilmektedir.

 

C. İdarecilerin Bozulması

Enes b. Malik (ra)'in naklettiği hadiste; “Enes der ki: Rasulullah (sav)'a; Ya Rasulullah İyiliği emretmeyi kötülükten sakındırmayı ne zaman terk ederiz? diye soruldu. Rasulullah (sav): “Sizden önceki ümmetlerde meydana gelen şeyler, sizin içinizde de ortaya çıkınca “, diye buyurdu. “Bizden önceki ümmetlerde meydana gelen şeyler nedir? “ dedik. Rasulullah (.sav): İdare küçüklerinizde, zina büyükleriniz arasında ve ilim de düşük insanlarınızda olmasıdır “ buyurdular.

 

D. Dini Münakaşaların Yapılması

Enes b. Malik (ra)'ten rivayet edilen bir hadiste şöyle denilmektedir: “Din üzerinde münakaşa yapıyorduk, yanımıza Hz. Peygamber (sav) geldi. Bizi münakaşa eder görünce, şimdiye kadar hiç görülmemiş derecede kızdı ve şöyle dedi: “Ey Muhammed'in ümmeti, nefislerinizi bu derece ateşlendirmeyiniz. Bununla mı emir olundunuz? Bundan nehyedildiniz mi? Sizden öncekiler de bu sebepten yok olmadılar mı?Hayrı az olduğu için mücadeleyi terk ediniz. Münakaşayı terk ediniz, zira münakaşa kardeşler arasına düşmanlık sokar. Münakaşayı terk ediniz, zira fitnesinden emin olunmaz. Münakaşayı terk ediniz, zira o (zihinlerde) şüphe oluşturur, amelleri yok eder. “

 

E. Dini hayatın zayıflaması

Hz. Ali (ra)'nin naklettiği bir hadiste Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: “Ümmetim şu on beş hasleti işlerse kendilerine bela iner. “ “Onlar nelerdir? “ diye sorulduğunda Rasulullah (sav) şöyle buyurdu : “Ganimet, muayyen kişiler arasında dolaştığı, emanet ganimet kabul edildiği, zekat ceza kabul edildiği zaman, kişi hanımına itaat edip annesine karşı geldiği, arkadaşına karşı iyi olup babasına cefa ettiği zaman, mescitlerde gürültüler yükseldiği, toplumun en aşağılık insanı onlara lider olduğu, şerrinden korkularak ki i e ikram edildiği, şaraplar içildiği, ipek giyildiği şarkıcı kızlar ve çalgı aletleri edinildiği bu ümmetin. soru evveline lanet ettiği zaman ya bir kızıl rüzgar yahut yere batma ve kılık değiştirme gibi bir bela beklesinler.

 

F. İyiliği Emredip Kötülükten Sakındırmanın Terk edilmesi

Huzeyfe (ra)'nin rivayet ettiği bir hadiste Rasulullah (sav) şöyle buyurmaktadır: “Nefsim kudret elinde olan Allah'a yemin ederim ki, mutlaka iyiliği emredecek, kötülükten şiddetle sakındıracaksınız., (Eğer bunu yapmazsanız) Allah'ın yüce katından size bir azap göndermesi muhtemeldir. Bu durumda siz O'na dua edeceksiniz fakat O, sizin duanızı kabul etmeyecektir.'

G. Adaletin Terk edilmesi

Abdullah b. Amr b. el-As bir hadisi şöyle rivayet etmektedir: Rasulullah (sav)'ın etrafında halka olmuş oturuyorduk. Fitneden bahsetti ve şöyle dedi: “İnsanları; antlaşmaları bozulmuş, itimat ve güvenleri azalmış gördüğünüz zaman, (parmaklarını birbirine karıştırarak) halleri şöyle karmakarışık olur...”

Hırsızlık suçu işlemesinden dolayı eli kesilmesi gereken bir kadın için, affedilmesine aracı olmak isteyen Hz. Üsame'ye Peygamberimiz (sav): “Allah'ın koymuş olduğu ceza hakkında mı aracılık ediyorsun? “ demiş, sonra da bir hutbe irad ederek “Sizden önceki ümmetleri helak eden, soylu biri hırsızlık yapınca onu bırakmaları, zayıf biri yapınca ona ceza uygulamalarıdır. Allah’a yemin ederim ki, kızım Fâtıma hırsızlık yapsaydı onun da elini keserdim” buyurmak suretiyle, bir toplumun devamı için adaletin ne derece önemli olduğunu belirtmiştir.

 

II. Fitnenin Çeşitleri

Fitnenin çeşitlerini iki grup altında incelememiz mümkündür.

 

A. KULUN İRADESİYLE ORTAYA ÇIKAN FİTNELER

Bu grup içine giren fitnelerin ortaya çıkması, kulun iradesine bağlıdır. Kulun tedbirsizliği veya tedbirindeki eksikliği, onu birtakım fitnelerle karşı karşıya getirecektir.

 

Malın fitnesi

Bundan maksat, bizzat malın kendisinin fitne olmayıp çok fitnelere sebep olması yönüyledir. Onun lezzetine ve çekiciliğine aldanan kimselerin gaflete düşmeleri, daha sonra da Allah’a kulluk yapmaktan vazgeçmeleri muhtemeldir.

Kur’an ‘da: “İyi biliniz ki, mallarınız ve evlatlarınız birer. fitneden ibarettir buyurulmuştur.

Ebu Hureyre (ra) der ki: Rasulullah (sav) “Altın ve gümüşün, kadife ve süslü elbisenin kulu kölesi oları helak olsun “ buyurdu.

Ka'b b. Iyaz, Rasulullah (sav)'tan şöyle işittiğini nakleder: “Her ümmetin bir fitnesi vardır. Benim ümmetimin. fitnesi de maldır. “

 

Kadınların Fitnesî

Peygamberimiz (sav): “`Benden sonra erkeklere kadınlardan daha zararlı bir fitne (sebebi) bırakmadım” diye buyurmaktadır. Bir başka hadislerinde ise: “Dikkat edin! Dünyanın sizi aldatmasından sakının.” diyerek kadınların fitnesinden sakınmayı buyurmuştur.

 

Dünyanın Fitnesi

Rasulullah (sav), sâde bir hayat yaşamış ve: “Ben dünya ile beraber değilim. Benim dünya ile beraberliğim ancak bir ağacın altında biraz gölgelenip sonra giden ve ağacı orada bırakan bir yolcunun beraberliği gibidir” buyurarak insan hayatında dünyanın yerinin ne olması gerektiğini ifade etmişlerdir. Buhari'nin naklettiği bir hadis de şöyledir: “Dünya arkasını çevirerek gitmekte, âhiret de (.sizi) karşılayarak aynı hızla gelmektedir. Bu iki alemin çocukları vardır. Siz âhretin çocukları olunuz, dünyanın çocuklarından olmayınız. Bu dünya amel etme günüdür; hesap verme günü değildir. Ahiret, hesap verme günüdür; amel etme günü değildir.

Tefrika Fitnesi

Bu tefrikayı Rasulullah (sav) şöyle ifade eder: “Yahudiler 71 fırkaya, Hıristiyanlar 72 fırkaya ayrılacaklardır. Benim ümmetim ise 73 fırkaya ayrılacaktır. Bunlardan 72’ si cehennem de biri cennettedir. O da cemaat ehlidir.

Bir başka hadislerinde Efendimiz (sav) : “Kim cemaatten bir karış ayrılır, sonra da ölürse, cahiliyye ölümüyle ölmüş olur” buyurmuştur.

 

B. KULUN İRADESİ DIŞINDA ORTAYA ÇIKAN FİTNELER

Kulun irâdesini aşan, tamamen ilahi iradeye bağlı olarak meydana gelen fitneler bu gruptandır. Bunların meydana gelmesindeki hikmetlerin başında, kulun imtihana tabi tutulması ve imanının denenmesi gelmektedir.

Bunlar arasında Deccal fitnesi, güneşin batıdan doğması, Ye'cüc ve Me'cüc fitnesi gibi harikulade olaylar bulunmaktadır.

Bu iki grup fitne çeşitlerini birbirinden kat’i çizgilerle ayırmak oldukça zordur.

 

III. Fitnenin Belli Başlı Özellikleri

A. Fitnenin Umumi Olması

Fitne baş gösterince, eğer tedbir alınmazsa çok kısa bir zaman içinde, aşama aşama bir yol takip ederek toplumu etkisi altına alır. Bu özellik hadis-i şerifte şöyle açıklanır: Fitne, kalplere hasır(ın örülüşü) gibi çöp çöp konur. Hangi kalp ondan içirilirse, onda siyah bir nokta meydana gelir. Hangi kalp bunu reddederse beyaz bir leke meydana gelir... Bir başka hadiste Efendimiz (sav): “Fitne, sizden her birinizin evinize girecektir” buyurur.

Huzeyfe (ra) der ki:

“İnsanlar, Hz. Peygambere hep hayırdan soruyorlardı. Ben ise, bana da bulaşır korkusuyla hep şerden sorardım. Bir defasında dedim ki:

- Ya Rasulullah (sav)! Biz bir cehalet ve şer içinde idik. Allah bize bu hayrı (İslam'ı) getirdi. Artık bu hayırdan sonra gelecek şer (fitne) var mıdır? Rasulullah (sav):

- “Evet var!.. “ buyurdu. Ben:

- O şerden sonra bir hayır var mıdır? dedim.

- “Evet vardır ve bunun içinde bir bulanıklık olacak, buyurdu. Ben:

- Onun bulanıklığı nedir? dedim. Rasulullah (sav):

- “Bir topluluk, benim getirdiğim hidayetten ayrılacaklar, başka yollara, davet edecekler”dedi

 

B. Fitnenin Şiddetli Olması

Rasulullah (sav), fitne çıktığı zaman meydana getireceği şiddeti birtakım benzetme, mecaz ve kinayelerle anlatmıştır. Meselâ, fitne: Kabaran deniz dalgalan gibi; karanlık gecelerin (gittikçe koyulaşan) bölümleri gibi, yağmur taneleri gibi kör sağır ve dilsiz şekilde olacak diyerek, gelecekte meydana çıkacak fitnelerin şiddetinin değişik görüntülerini açıklamıştır.

 

C. Fitnenin Çekici Olması

Fitne, öyle korkunç bir ateştir ki, ona meyledeni mutlaka kendisine çeker. “Sağır, dilsiz ve kör fitneler olacak, kim ona yaklaşırsa o da bunu kendisine çeker” şeklindeki hadiste gerek fitne ortamının vermiş olduğu psikolojik etkilenme gerekse fitne çıkaranların “nasihat dinlememe, hakkı batıldan ayırt etmeme” gibi, kalben kasvet içinde bulunmaları sebebiyle, ona meyledenin mutlaka onun içine gireceği anlatılmıştır.

 

D. Fitnenin Yok Edici Olması

Fitne yok edicidir. Çıktığı zaman kabaran sel suları gibi her şeyi siler süpürür. Huzeyfe şu hadisi nakletmektedir: “Elbisenin nakışı eskiyip gittiği gibi, (zamanla) İslâm da yok olup izi silinecek. Hatta oruç nedir, namaz nedir, hac umre ibadeti nedir bilinmeyecektir. Allah’ın kitabı da bir gecede kaldırılıp götürülecek ve yeryüzünde ondan tek bir ayet bile kalmayacaktır. Çok yaşlı erkekler ve pek ihtiyar olan kadınlardan oluşan bir takım insanlar kalacak ve: Biz babalarımıza şu “Lâ ilahe illallah” kelimesi üzerine yetişlik de, (dinden bildiğimiz) bu kelimeyi söyleriz, diyeceklerdir.

E-Fitnenin inkarcı olması

Fitnenin karakteristik özelliği de inkarcılığın doruk noktaya ulaşmasıdır. Hz. Aişe (ra)'nin rivayet ettiği bir hadiste: “ Lât ve Uzza’ya tapılmadıkça kıyamet kopmaz” buyurulur.

Yine sahâbe-i kiramdan Câbir (ra) Hz. Peygamber'in: “İnsanlar bu dine kitleler halinde girdiler, kitleler kitleler halinde çıkacaklar” dediğini ağlayarak anlatır.

 

İKİNCİ BÖLÜM

I. İstikbalde Ortaya Çıkacak Fitneler

Rasulullah (sav), Allah'ın kendisine bahşettiği gayba ait bilgilerin bir eseri olarak, istikbalde ortaya çıkacak bir takım fitneleri haber vermiştir. Bunları şöyle sıralayabiliriz:

 

A. KIYAMET ALAMETLERİ

Kıyametin vukuunun çok yakın olduğunu haber veren hadislerde, bir takım harikulade olayların ortaya çıkması, kıyâmet alâmeti olarak sayılmıştır. İbn Hacer Tabiin imamlarından Dahhak'ın şu sözünü nakleder: “Kıyamet alametlerinin ilki, Hz. Muhammed (sav)'in peygamber olarak gönderilmesidir.” Efendimizin hadislerinde de şöyle buyurulmaktadır: Rasulullah (sav), iki parmağıyla ( şahadet parmağıyla orta parmağını birleştirerek) işaret edip parmaklarını uzatarak “Ben ve kıyâmet şu (iki parmak misali yakın) gönderildim. “

İbn Ömer (ra)'in rivayet ettiği hadiste ise: “Sizden önceki ümmetlere göre sizin ömrünüz, ikindi vakti ile güneşin batışı arasındaki süre kadardır. “ Huzeyfe(ra)'den rivayet edilen bir hadiste de: “Biz kıyamet hakkında konuşuyorduk. Rasulullah (sav), zerimize çıkageldi. “Ne konuşuyorsunuz?” dedi. Kıyamet hakkında konuşuyoruz, dedik. Bunun üzerine Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:

“Ondan önce şu on şeyi görmedikçe kıyamet kopmaz “ dedi ve şunları zikretti:

“Duman olayı, Deccal 'in çıkması, ye'cüc ve me'cüc'ün çıkması, güneşin batıdan doğması, İsâ (as) 'ın yere inmesi, üç mekanda yere batma olayı olması, Arap Yarım adasında bir yerin yere batması. Bunların. sonucunda ateş çakması hadisesidir ki, Yemen 'den çıkar ve insanları mahşerlerine (toplarıma yerlerine doğru) sürükler. “

 

Duhan Olayı

Duhan, duman demektir. Hadiste; doğu ile batı arasını dolduracağı, kırk gün duracağı, mü'mini nezle, kafiri de sarhoş gibi yapacağı anlatılır. Bu olay “selef” alimler arasında ihtilaf olmuştur. Bazıları bu olayın Peygamberimiz (sav) zamanında olduğunu, bazıları ise bunun kıyamet öncesi olacağını söylemektedirler.

“...Kureyşliler İslâm'ı kabul etmeme konusunda, Rasulullah(sav)'a karşı geldiklerinde, Rasulullah(sav) onlar hakkında Hz. Yusuf (as)'ın kıtlık seneleri kıtlığa uğramaları için beddua etti. Başlarına öyle açlık ve darlık geldi ki, açlıktan deri ve ölmüş hayvan eti yemeye başladılar. Kişi göğe bakmaya başlardı da içinde bulunduğu sıkıntıdan dolayı, yerle gök arasındaki her şeyi duman görürdü.” Bu rivayete göre duhân olayı asr-ı saadette vuku bulmuştur denir.

Hz. Ali (ra) ise: “Duhân alâmeti henüz geçmedi. O duhân ki, mü'mini nezle tutmuş hale getirecek, kafiri de ölünceye kadar şişirecektir.” diyerek bu olayın daha meydana gelmediğini söylemektedir.

 

Deccal'in Çıkması

Lügat kitaplarında hiçbir menşe ve merci göstermeksizin “aldatmak” mânâsı olarak kaydedilen “deccale” kelimesinin Arapça olması şüphelidir. İslâm ıstılahında ise; “O, Allah'ın kendisiyle kullarını imtihan ettiği bir şahıstır. Allah onu, kendi ilahi kudreti dahilinde olan şeyleri yapmaya muktedir kılacak, bir müddet sonra da bunları yapmaktan âciz bırakacaktır.” Deccal, iri vücutlu, kızılca renkli, kıvırcık saçlı, sanki üzüm tanesi gibi fırlak, sakat gözlü bir adam olup alnının ortasında “kafir” kelimesi yazılıdır ve her Müslüman tarafından kolayca okunabilir.

Deccal i1k çıktığı zaman, zalim krallardan bir kral görünümünde çıkacak daha sonra peygamberlik iddiasında bulunacak, sonra da ilahlık iddiasında bulunacaktır. O’na ademoğullarının cahilleri ve ayak takımları tabi olacak, salih ve muttaki kullar karşı çıkacaktır.

 

Dabbe’nin çıkması

“Kendilerine söylenmiş olan başlarına geleceği, zaman yerden bir hayvan çıkarırız ki, o, insanların ayetlerimize kesin olarak inanmadıklarını. söyler” mealindeki ayetle işaret edilen dabbe, kıyamet yaklaştığı zaman ortaya çıkacaktır.

Bir hadiste ise; “Dabbe, beraberinde Süleyman (as) 'ın mührü ve Musa(as) 'ın âsâsı olduğu halde çıkacak, âsâ ile mü'minin yüzünü parlatacak, mühürle kafirin burnunu kıracaktır. Öyle ki oba halkı toplanacak da buna: Yâ Mü'min... Şuna da: Yâ kafir!. diyecektir. “Dabbe'nin nereden çıkacağı ve kaç defa çıkacağı konusunda da hadislerde farklı ifadeler bulunmaktadır. Bir kısım hadislerde dabbe'nin Rükün ile Makam-ı İbrahim arasından çıkacağı anlatılırken başka hadislerde ise Mekke'ye yakın Bâdiye’de bir yerden, bir kayanın altından, Safâ tepesindeki bir yarıktan çıkacağından bahsedilmektedir. Kaç defa çıkacağı konusunda Seharanfuri, “Bezlü'1- Mechud” isimli eserinde şu izahatta bulunur: “Dabbe üç defa çıkacaktır. İlki, Mehdi zamanında, sonra İsâ(as) indikten sonra ve üçüncü olarak da güneş batıdan doğduktan sonra.”

Güneşin Batıdan Doğması

İlahi takdirin bir eseri olarak çıkacak harikulade olaylardan biri de, güneşin batıdan doğması hadisesidir. Güneş, her zaman takip ettiği yörüngesindeki düzenin dışına çıkarak battığı noktadan tekrar doğacaktır.

Hz. Peygamber(sav), En'am suresinin 158. ayetinin tefsirinde bu hususu şöyle ifade etmişlerdir: “Üç alamet çıktığı zaman, “önceden iman etmemiş olan kişiye artık iman fayda vermeyecektir: Dabbetü'l ard, Deccal ve güneşin batıdan doğması. ““

Başka bir hadiste ise: “Güneş batıdan doğmadıkça kıyamet kopmaz, güneş batıdan doğunca, onu gören bütün insanlar iman ederler. Fakat daha önce inanmadıkları için, onlara imanları fayda vermez. “

 

Hz. İsâ (as)'nın Yere İnmesi

Deccal çıkıp yeryüzüne fitne ve fesat tohumları saçarken Allah (cc) Hz. İsa(as)'yı gönderecektir. Efendimiz (sav)'in hadislerinde : “Hz. İsâ (as), yeryüzüne Dımaşk'ın doğusunda beyaz minare denilen yere, iki elbise içinde ellerini iki meleğin kanatları üzerine koymuş vaziyette iner. “ Diğer bir hadiste: “Sabah namazı vakti iner, Müslümanlara imam olur. İşte tam o sırada Allah düşmanı deccal, onu görünce tuzun suda erimesi gibi eriyecektir. Hz. İsa (as)'ın yeryüzünde yedi veya kırk sene kalacağı hususunda rivayetler vardır.

Bunun sebebi de ; Hz. İsâ (as)'ın göğe çekilmeden önceki hayatı 33 yıldır. Yeryüzünde de 7 yıl kaldığında toplam yaşı kırk yıl olacaktır. Bu yüzden doğru olan yeryüzünde yedi yıl kalacağıdır.

 

Ye'cüc ve Me’cüc’ün Çıkması

Bunlar, aslı ve nesebi belirsiz, din millet tanımaz, kozmopolit insanlar olup, çıkışları kıyamet alametlerinden sayılır. Tevrat'ta Yâfes'in oğullarından olduğu belirtilir. Bunlar hakkında Ebu Hayyam şöyle der: “Bunların adet ve eşkali hakkındaki sözlerin hiçbiri sahih değildir.”

Merhum Muhammed Hamdi Yazır, tefsirinde konuyu incelerken şu açıklamada bulunur: “Allahu alem, Kur'an'ın haber verdiği bu redim (sed), Zülkarneyn’den onun yapılmasını talep eden kavmin bu sayede teşkil ettikleri heyet-i içtimaiyyeleri olsa gerektir ki, demir kütleleri gibi salabetli olan unsurlarına akıtılan feyz-i rabbani ile teşekkül etmiş maddi ve manevi bir sed demek olur.”

 

Üç Yerde Yere Batma Olayı

Bu tabiat olayının, fitnelerden sayılması, insanlara vereceği sıkıntı ve kaygı itibariyledir. Hadislerde yere batma olayının sadece meydana gelecek yönü haber verilmiş, nasıl olacağı ve ne zaman meydana geleceği hakkında hiçbir bilgi verilmemiştir. Bu üç yer; doğuda, batıda ve Arap yarımadasında bir yerdir.

İnsanları Mahşere Sürükleyen Bir Ateşin Ortaya Çıkması

Bu ateşin ne olduğu ve ne zaman ortaya çıkacağı belli değildir. Bir hadiste: “ Âden çukurundan çıkacak bir ateşin insanları sürükleyeceği, nerede konaklarlarsa onlarla beraber konaklayacağı, nerede dinlenirlerse onlarla beraber dinleneceği… “denilmektedir.

Ateşin ortaya çıkacağı yer olarak, hadislerde, Hadramut, Yemen'de Aden çukuru ve Hicaz toprakları şeklinde bahsedilmiş fakat hepsi aynı yere işaret etmektedir.

 

B. İÇ KARIŞIKLIKLAR

Fitne olaylarının doruk noktaya ulaştığı kargaşa ortamı, iç karışıklıklar halinde kendini gösterir. Toplumun her yönden devamlı kötüye gitmesi, kötü insanların topluma egemen olması halinde, sanki zaman hızla yok oluşa doğru akarken kıyamet şerli insanlar üzerine kopacaktır. Bu husus Peygamberimiz (sav)'in bir çok hadisinde ifade edilmiştir.

 

1. Herc (katliam) Hâdiselerinin Çoğalması

Toplum içinde herc olayları çıkmaya başlayınca, kişinin gözü, kendi aşırı hissi arzu ve isteğinden başka hiçbir şey görmez, akıl hükmetmez olur. Mü’minler birbirlerini öldürürler, komşusunu öldürürler, amca oğlunu ve akrabalarını öldürürler. Bu fitnede “ölen niye öldürüldüğünü, öldüren de niçin öldürdüğünü bilmez.”

 

2. Melhamelerin Çıkması

Kanlı savaşlar anlamına gelen “Melhame” kelimesi bir çok hadiste geçmektedir. İstikbalde meydana gelecek fitnelerden sayılan bu savaşlar, bir yönüyle gelecekte ortaya çıkacak olayları, Hz. Peygamber (sav)'in mucize olarak haber vermesi özelliğini taşırken, bir yönüyle de kıyâmet öncesi çıkacak fitneler arasına girmektedir.

a. Yahudilerle yapılacak savaşlar

b. Türklerle yapılacak savaşlar

c. Hintlilerle yapılacak savaşlar

d. Rumlularla yapılacak savaşlar

 

3. Mukaddes Değerlerin Tahkir Edilmesi

Rasulullah (sav) şöyle buyurdu: “Siz, sizden önceki ümmetlerin yoluna kulaç kulaç, arşın arşın, karış karış uyacaksınız. Hatta onlar, bir keler deliğine girseler siz de oraya gireceksiniz. “ Dediler ki: Yâ Rasulullah (sav).. onlar Yahudi ve Hıristiyanlar mı? Peygamberimiz (sav) : “Ya kim.. ? tabi ki onlar” dedi. İbn Ömer (ra)'in rivayet ettiği başka bir hadiste de, Müslüman olmayanlara has özelliklerin, Müslümanlar tarafından taklid edilmemesini isteyerek “Bir topluluğa benzeyen, onlardandır” buyurmuştur.

 

4. İyi ve Kötünün Birbirine Karışması

Efendimiz (sav), bu konuda da şöyle buyurmaktadır: “( Öyle bir zaman gelir ki ) insanlar alışveriş yaparlar da emaneti eda eden güvenilir hiç kimse bulamazlar. ( O sırada ) şöyle denilir: “Filan oğullarında güvenilir bir adam vardır, ne akıllı ne nezaketli ne civanmert kişi...” Halbuki o adamın kalbinde hardal tanesi kadar iman bulunmaz.”

II. Zuhur Eden Fitneler

l. Fitne kapısının kırılması

2. Kayser ve Kisra'nın helak olmaları

3. Hz. Osman (ra)'ın şehid edilmesi

4. Davaları aynı iki büyük taifenin savaşması

5. Dinden dönme hadiseleri

6. Doğudan gelecek fitneler

7. Hz. Ammar (ra)'ın şehid edilmesi

8. Büyük bir ateşin çıkması

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

I. Fitneye Karşı Alınacak Tedbirler

- Fitneyi körükleyici harekette bulunmamak

- Eve çekilmek veya dağa çıkmak

- Fitne lehine konuşmamak

- Sabretmek

- İbadete sarılmak

- Toplumdan ayrılmamak

- Birlik ve kardeşlik ruhunun canlandırılması

- Fitnecilere karşı caydırıcılık prensibinin uygulanması

II. Fitne Hakkındaki Hadislerin Fıkhi Yönü

Bu kısımda fukahanın delil olarak aldıkları fitneye dair hadislerden bazılarını göreceğiz:

A- Deccal Hadisi

“ Deccal yeryüzünde kırk gün kalacak. Bir gün bir yıl gibi, bir gün bir ay gibi, bir gün bir cuma gibi olacak, diğer günleri ise, sizin günleriniz gibidir” buyurdu. Dinleyenlerin:

- Ey Allah'ın Rasulü, bir yıl kadar uzun günde normal günün beş vakit namazını kılmamız bize kafi gelecek mi? sorusuna:

- “Hayır, kafi gelemez ( O uzun günde ) vakitleri normal günlerdeki ölçüye göre takdir edersiniz “ buyurdu.

Bazı müctehid ve fakihler bu hadisten yola çıkarak, beş vakit namazdan bir kısmının veya tamamının vaktinin teşekkül etmediği yerlerde yaşayan Müslümanlardan, bu namazın sâkıt olmayacağına fetva vermişlerdir.

 

B- İbnSayyad Hadisi,

İbn Sayyad, Hz. Peygamber (sav) devrinde yaşamış, hadislerde anlatılan Deccal in kendisi olup olmadığı üzerinde tereddütler bulunan bir kişidir.

İbn Ömer (ra)'in rivayetine göre: “... bir gün Peygamberimiz (sav), Meğaleoğulları konağı yanında, bazı çocuklarla oynamakta olan İbn Sayyad'a eliyle dokunarak :

- Benim Allah'ın Rasulü olduğuma şehadet ediyor musun?” buyurdu. İbn Sayyad, Rasulullah (sav)'a baktı ve :

- Benim Allah'ın peygamberi olduğuma sen şehadet eder misin? diye sordu. Rasulullah (sav):

- “Allah tarafından sana ne geliyor?” dedi. İbn Sayyad:

- Bana doğru da, yalan da geliyor, diye cevap verdi. Bunun üzerine Rasulullah (sav) :

-”Senin işin karmakarışık edilmiş” buyurdu.

Bu hadis; “sabi” nin imanının kabul edilip edilmeyeceği konusunda delil olarak kullanılmıştır.

SONUÇ

Görüldüğü gibi fitne olayının başta gelen sebepleri arasında “cehalet” ve “dini hayatın zayıflaması” gelmektedir.

Hz. Peygamber (sav)'in mübarek hadislerinde konunun nasıl ele alındığını, birlik ve düzeni bozan fitne hadiselerinin ortaya nasıl çıktığı ve gelişme seyrini nasıl tamamladığını, genel esasları içinde gördük. Îçinde yaşadığımız İslam topluluğunun bir ferdi olarak, etrafımızda oluşup gelişen hadiselere gözü kapalı olarak bakıp geçmekten ziyade, zaman zaman durum değerlendirmesi yapmak, hadislerde ifade edilen hakikatlere göre kendimizi ölçmek ve neler yapmamız gerektiğini tesbit ederek hayatımıza yön vermek zorundayız.

tesekkür ederiz alintidir

Yorum Yaz