Efendimiz SAS

PEYGAMBERİM

Özlemin kor olup düşünce gönle

Hasret kervanları yollara düşer

Bülbülün vuslatı olurda gülde

Sensiz nasıl nura kavuşur beşer.

 

Ey Nebi varlığın dünyaya süstü

Asrını “Gül Devri” yazdı tarihler

Döner misin diye her akşam üstü

Yollarını gözler hala öksüzler.

 

Kainat bağının bağbanı oldun

Bahçende yetişti en güzel güller

Ravzandan cihana yayılan kokun

Halâ Pervaneyi ateşe çeker.

 

Karani’ye verdiğin kutlu hırkanı

Öptükçe yaşarır ağlaşır gözler

Yunus yazıyordu bitmez sevdanı

Şimdi yetim ilâhi ve kasideler.

 

İsmin sen gelmeden Ahmed olmuştu

Uyumazdı seni beklleyen gözler

Doğumun cihanı nura boğmuştu

Yeşerdi davetinle kupkuru çöller.

 

Künyen Ebu’l Kasım, Emin’di namın

Sana selâm durdu yerler ve gökler

Hak katında öyle büyüktü ki şanın

Nurunla hayat buldu bütün felekler.

 

Yıllarca yüreğimde hasret büyüttüm

Seni anlatmaktan acizdir diller

Asırlar sonrası yollara düştüm

Elçiyim, ümmetin hep selâm eder.

 

Arif Küçükbenli

 

KUTLAYALIM MEVLİDİNİ

Bu gece mest olalım gel

Doğmuştu o vechi enver

En büyük ve son Peygamber

Kutlayalım Mevlidini.

 

Söndü küfür bu nur ile

Yadedelim sürur ile

Salat ile selam ile

Kutlayalım Mevlidini.

 

Hakk'ın bize inayeti

Onda bulduk hidayeti

Ümmetinin selameti

Kutlayalım Mevlidini.

 

İki cihanın serveri

Mü'minlerin Peygamberi

Verelim yolunda seri

Kutlayalım Mevlidini.

 

Canlar feda olsun ona

Salat ona, selam ona

Ne mutlu ki kutlayana

Kutlayalım Mevlidini.

 

Hayati Otyakmaz

 

 

HZ. MUHAMMED (s.a.s.)

Beşyüz yetmiş bir yılında doğmuştur

Mekke semasını nura boğmuştur

Rahmet olup, alemlere yağmıştır

Ahmed-i Mahmud-u Muhammed Mustafa.

 

Amine Hatun'dur; asil anası

Abdullah ismini almış babası

Kureyşten, Haşimler onun obası

Ahmed-i Mahmud-u Muhammed Mustafa.

 

Doğduğu gün; babasından yetimdi

Büyüyünce, her bakımdan metindi

Mekke'nin dilinde; o en emindi

Ahmed-i Mahmud-u Muhammmed Mustafa.

 

Kırk yaşında, ona risalet geldi

İsra ve Miraç'la Rabb'e yükseldi

Cihanı yıkayan, berrak bir seldi

Ahmed-i Mahmud-u Muhammed Mustafa.

 

Vahy-i Nübüvvet'in, son hatimesi

Tevhid sözcüğünün bir kaidesi

Kur'an ahlâkının, tam abidesi

Ahmed-i Mahmud-u Muhammned Mustafa.

 

Kur'an ışığını Hıra'dan yaktı

Dünyayı karartan kabuslar kalktı

Zulüm, inkar, vahşet, ne varsa yıktı

Ahmed-i Mahmud-u Muhammed Mustafa.

 

Tebliğ görevini eksiksiz yaptı

Masivayı yıktı; Allah'a taptı

Kan düşmanlarını; din kardeş yaptı

Ahmed-i Mahmud-u Muhammed Mustafa.

 

Allah'ın seçtiği, en son Peygamber

Yüce makamlara erdin, her sefer

Kutluyum ki; sana oldum bir nefer

Ahmed-i Mahmud-u Muhammed Mustafa.

 

Seni anlatmaya kalktım, ne cür'et?

Sana sonsuz Şükran borçlu her millet

Şefaatin umuyoruz, himmet et

Ahmed-i Mahmud-u Muhammed Mustafa.

 

Alaattin Koçak

 

 

EFENDİM'E

Şükür olsun bu sevdayı verene

Dört köşeyi tuttu şavkın Efendim.

Param-parça etti kara bağırımı

Yaktı kül eyledi aşkın Efendim.

 

Ciğerciğim bölük bölük bölündü

Kara bağrım delik delik delindi

Başka sevdaların hepsi silindi

Ben senin aşkınla coştum Efendim.

 

Yana yana ateşinde kavruldum

Kül oldum da dört bir yana savruldum

Efendim, Habibim sana vuruldum

Çağladım çağladım taştım Efendim.

 

Karıştı seçilmez bahar-hazanım

Sever seni okuyanım yazanım

Yolundadır aşıklarım ozanım

Affet, belki haddim aştım Efendim.

 

Senin gül adına neden yanmazlar

Etrafında pervane olup dönmezler

Gerçek âşık başka aşka kanmazlar

Ben adını duydum koştum Efendim.

 

Bir garip yolcuyum adım Ali’dir

Bazıları zannedir ki delidir

Muhammed’im iki cihan gülüdür

Tut elimden kaldır düştüm Efendim.

 

Ali Korkmaz

 

İBRET BİZE

Hakk’a, hakîkate varan

Bir ilâhi nizam olan

Cennette köşkleri kuran

Yoldan ibret almalıyız.

 

Âlemlere rahmet olan

Kul’dan örnek almalıyız

Kelime-i Tevhid dolan

Dil’den ibret almalıyız.

 

Erenlerin sözlerinden

Âriflerin gözlerinden

Çiçeklerin özlerinden

Bal’dan ibret almalıyız.

 

Ateş olup nefsi yakan

Kıyamete doğru akan

Kabirde yalnız bırakan

Mal’dan ibret almalıyız.

 

Gündüzdeki, gecedeki

Dikenli gül, goncadaki

Arı’da, karınca’daki

Hal’den ibret almalıyız.

 

Yakma! diye emir almış

Ateşiken gülle dolmuş

Odunları Balık olmuş

Göl’den ibret almalıyız.

 

Adem İmdat Kesici

 

 

ŞEFAAT YA RESÛLALLAH

Bizler senin ümmetiniz

Şefaat ya Resûlallah

Yalvarırım gece gündüz

Merhamet ya Resûlallah.

 

Sen alemlere rahmetsin

Sen ümmetine devletsin

Sen iste Hak kabul etsin

Şefaat ya Resûlallah.

 

Muhammeddir güzel adın

Bize senden ola yardım

Ümmetim diye ağlardın

Merhamet ya Resûlallah.

 

Gece güzdüz hep yanarım

Adını söyler ağlarım

Suçum çokdur günahkârım

Şefaat ya Resûlallah.

 

İçimde var derin yarar

Sen düşürme bizi dara

Geldim yalvara yalvara

Merhamet ya Resûlallah.

 

Düşgünüm kapına geldim

Kimsem yok ortada kaldım

Günahım çok pişman oldum

Şefaat ya Resûlallah.

 

Sana geleni görürsün

Selâma selâm verirsin

Günahımız çok bilirsin

Merhamet ya Resûlallah.

 

Görünür dünyanın hâli

Boşunaymış dünya malı

Dertliyim mecnun misali

Şefaat ya Resûlallah.

 

Kadir Su


diyanet avrupa dergisi mayis  2004 sayisindan alintidir

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !