Çözümün ilk şartı a.selim@zaman.com.trİsrail'in zulüm saldırıları devam ederken bir küçük haber yer aldı medyada: "Bağdat yakınlarındaki intihar bombası eyleminde 30 kişi hayatını kaybetti." | |
Eylemi yapanlar kim? Müslümanlar. Hayatını kaybedenler kim? Müslümanlar. Resim yahut herhangi bir çekim görüntüsü yok. Ahval-i âdiyeden sayılıyor! 30 kişinin içinde siviller, kadınlar, çocuklar yok mu? Tabii ki var. Eylem zaten halkın içinde, kalabalıklar ortasında yapılıyor. Bu eylemlerin tipik karakteri böyle. Çarşıda, sokakta, kalabalıklar içinde gerçekleştiriliyor. O Irak'ta her gün ortalama yüz kişi bu eylemlerde hayatını kaybediyor, ölenler de öldürülenler de Müslümanlar! Ve bu eylemlerin Amerika'ya kaybettirdiği pek bir şey yok. Nasıl yorumlanır bu durum? İsrail'in son vahşetinde 400 kişi hayatını kaybetti. Bu, Irak'taki bir haftalık Müslüman katli bilânçosundan daha az. Bunun insanî, İslamî, mantıkî açıklaması nedir? Irak'ta yaşananlara artık tepki gösterilmiyor, oradaki faciaların haber değeri bile kalmadı! "Canım, oluyor işte; onlar başka" deyip geçmeliyiz! Sonra da, "İslamî ve insanî duyarlılık" adına ve samimiyetle, akılla, inandırıcılıkla değerlendirmeler yapıyor olma tutarlılığının ve ciddiyetinin sahibi olma iddiasını sürdürmeliyiz! Böyle mi davranacağız? Böyle bir İslamîlik, İslamcılık, yahut İslamî duyarlılık, aklî midir? İnsafla, akılla bağdaşmayan İslam'la bağdaşır mı? Obama'nın seçilmesi, her yerde heyecanla, umutla, sevinçle karşılandı. Özellikle Müslümanlar bu gelişmeden büyük memnuniyet duydu. Amerika yine Amerika'ydı ama Obama bir Bush değildi. Bu bile daha mutlu olabilmek için önemli bir farklılık sebebiydi. Krizi atlatabilmek psikolojisinin bekleyiş yapısında dahi; Obama'nın göreve başlaması, olumlu bir motivasyon faktörü olarak önemli bir yer tutuyordu. "Bush yönetimi, zarurî olanları asgarî seviyede yapsın, asıl müdahale kredisini Obama kullansın ve etkili olsun" bekleyişi hâkimdi bütün dünyada. Ayrıca Türkiye de aktif bir döneme girmişti. Tam bu noktada Hamas çıkış yaptı ve "ateşkes dönemini kapatıyorum, tetiğe de basıyorum!" dedi. "E canım, ne yapsınlar, sıkıntıları var, tepki ihtiyaçları var" yorumu bu noktada bir anlam taşıyor mu? "Zaten Hamas'ın füzeleri pek zarar verici değil" yorumu bir anlam taşıyor mu? Bir yerde, gökten yumruk kadar bir taşın düşmesi ihtimali olsa, oradaki insanlar panikler. Şimdi İstanbul'a öyle 4-5 tane taş düşecek deseler insanlar sokağa değil, balkona çıkmaktan çekinir. Neyi hangi akılla nasıl planlıyorsun? Amacın ne? Filistin'de yaşamaya yaşamak denmez. Ekonomisi yok, iş yok güç yok, barınma-sağlık imkânları yok. İnsanlar hayattalar sadece, fakat yaşamıyorlar. Yardım eden de yok. Silah verirler, ekmek vermezler; para vermezler... Filistin yıllardır böyle, artık Irak da böyle... Oraların sokaklarındaki evlerindeki insanlar, hayattalar, fakat yaşamıyorlar. Hayatta olmak, gelecekte yaşama imkânının henüz var olması demektir. Yoğun bakımda olmak, komada olmak gibi... Beni Hamas, Hizbullah, şu bu ilgilendirmiyor. Oralardaki o halk, oradaki insancıklar, oradaki evler aileler, anneler-babalar, çocuklar ilgilendiriyor. Ruh sakatı olmak, beden sakatı olmaktan daha kötüdür. Bombalar, silahlar, patlamalar, yıkıntılar, harabiyetler ortasında hayata dehşetle ve titreyerek bakan çocuklar... Kendinizi hiç onun yerine koydunuz mu? Yaşananların, "eylem" adı verilen işlerin asıl bedelini onların ödediğini hiç düşündünüz mü? Vaktiyle onlar gibi olduğumuz halde şimdi onları dikkate almayacak hale gelmemizin ne gibi bir anlam ifade ettiğini hiç düşündünüz mü? Mesele'nin en dramatik yönü de burası. Ortadoğu insanı, normal düşünebilecek halde değil. O kısır döngünün içine girerek düşünmek mümkün değil. Amerika, Avrupa, bunu hiç değilse İsrail açısından düşünmelidir. İsrail'i yönetenler de normal insanlar değil; Batı onların anormalliğini hoşnut etmeye çalışarak bir yere varamaz. Çözüm'ün ilk şartı; Ortadoğu'ya, onun içinden değil, dışarısından, normal'in ufkundan ve perspektifinden bakabilmektir. Obama'ya birileri bunu anlatmalı. Bunu birileri, Ortadoğu Müslümanlarına da anlatmalı. |
Etiketler : a.selim@zaman.com.tr