Küfür, Günah kategorisindeki sorular

Perşembe, Mart 16, 2006 · Kategori: baziilgicekendinibilgiler

Hz. İsa’ya (a.s.) veya bir başka insana “İlâh” demenin hükmü nedir?
Bazıları yaratılışı tesadüfle açıklamaya çalışıyorlar. Bunlara ne dersiniz?
Varlıkların yaratılması evrimle açıklanabilir mi? Biyoloji sahasında evrim karşıtı çok faydalı yazılar okudum. Sizden yaratılışla ilgili aklî deliller vermenizi rica edeceğim.
İslamiyetin düşmanları nelerdir, bunlara karşı nasıl mücadele eder?
Dalâlet ne demektir, çeşitleri nelerdir?
Ehl-i dalaletin tamamı, cehennemde sonsuz olarak kalacaklar mı?
Dinî problemlerle karşılaştığımızda ne yapmalıyız?
Kabre karşı dua etmek ve o kabirde metfun olan zattan şefaat beklemek şirk midir?
Az da olsa, bazı kimselerin Hz. Ali’ye “İlâhlık” yakıştırdıklarını işitiyoruz. bu iddiaya ne cevap verirsiniz?
Bazı kimselerin Hz. Ali’ye “peygamber” dediklerini işitiyoruz. Bu iddia, nereden kaynaklanmaktadır ve bunlara nasıl cevap vermek gerekir?
Sahabe sevgisinin dinimizdeki yeri nedir ki, bazı guruplar sahabelerden bir kısmına düşman olmaları yüzünden ehl-i dalalet kabul ediliyorlar?
Madde nedir? Onu nasıl anlamamız ve nasıl değerlendirmemiz gerekir?
Maddeciler maddenin ezeli olduğunu öne sürüyorlar? Bu iddiaya nasıl cevap verebiliriz?
Eski kaynaklarda felsefeye “ilm-i hikmet” denilmektedir. Bu isim her fikir cereyanı için kullanılabilir mi? Bütün felsefeciler hikmet üzere midirler?
İnsanoğlunu kendi eliyle yaptığı putlara tapmak gibi son derece akıldışı bir yola iten sebep sizce ne olabilir?
Bu asrın bu kadar isyanlarına rağmen, niçin helâk olmuyoruz?
Müslüman olmadan önce yapılan amellere sevap var mı?
İslâmiyet hak ve hakikat dini olduğu halde, İbn-i Sebe’nin İslâm dışı fikirleri bazı Müslümanlar arasında neden yayıldı?
"Sünnet'i terk edip yalnız Kur'an ile amel etmek isteyenler" var bu konuda ne dersiniz?
Bütün varlık âlemi beş duyu ile algılanabilir mi? Duyularla algılayamadığımız varlıkları inkâr edilebilir mi?
Materyalistlerin, inkârcıların, din ve mukaddesat hakkındaki propaganda ve telkinleri nasıl değerlendirilmelidir?
"Allahın indirdiğiyle hükmetmeyenler, kafirlerin ta kendileridir" ayetini nasıl anlamalıyız?
Münafık kimdir? Münafıklarla cihad nasıl olmalıdır?
Kur’an-ı Kerime göre, münafıkların özellikleri nelerdir?
Münafığın özelliklerinin anlatıldığı hadislere bakınca çevremizdeki bazı kimseleri münafık zannediyoruz. Söz konusu hadisleri nasıl anlamak gerekir?
Günahların insan üzerindeki etkisi nedir?
Kur’an-ı Kerimde “o müşrikleri nerde bulursanız öldürün” hükmü var mıdır?
Kur’anı Kerimde “O müşriklerle hiçbir fitne kalmayıncaya ve din bütünüyle Allah’ın oluncaya kadar savaşın” deniliyor. (Enfal Sûresi, 39) Ayetin ikinci kısmının inanç hürriyetine uygun düşmediği iddiasına ne dersiniz?
Kur'an' da geçen "Allah’ın indirdiği ile hükmetmemek" ne demektir ve hangi hallerde insanı küfre götürür?
Lanet ne demektir? Bir müslümana lanet etmenin getireceği sorumluluk nedir?
Secde yalnız Allah’a yapılacağına göre, Meleklerin Hz. Adem’e secdesini nasıl değerlendirmeliyiz? Yaratılış yönünden şeytanla melekler arasında nasıl bir münasebet vardır?
“Dünyanın Cenab-ı Hakkın yanında bir sinek kanadı kadar kıymeti olsaydı, kafirler bir yudum su ondan içemeyeceklerdi” mealindeki hadis-i şerifi nasıl anlayacağız?
"Cennet nefse hoş gelmeyen şeylerle, Cehennem de nefsin hoşlandığı şeylerle kuşatılmıştır" mealindeki hadiste Peygamberimiz (a.s.m.) ne anlatmaktadır? İzah eder misiniz?
Bazı kimseler namaz kılmamanın şirk ve küfür olduğunu iddia ediyorlar. Bunların sözleri ne derece geçerlidir?
Kötülük yapmayı düşünmek mesuliyet gerektirir mi?
Büyük günahları işleyen ve İslâm’ın bazı esaslarından taviz veren insanların tekfir edilmesine ( küfre girdiklerine hükmedilmesine) ne dersiniz?
Bir hadis-i şerifte münafığın alâmetleri, “Konuşunca yalan söyler. Söz verince sözünü tutmaz. Kendine itimat edilince ihanet eder.” şeklinde belirtilir. Buna göre, mesela, yalan söyleyen insan münafık mı olur?
İnkar mümkün mü ?
En büyük günahlar nelerdir?

Kalıcı Bağlantı - Yorum (yok) - Yorum yaz! | Etiketler :

Ahiret kategorisindeki sorular

Perşembe, Mart 16, 2006 · Kategori: baziilgicekendinibilgiler

Hayvanlar da haşir meydanına çıkacaklar mı? Onların ahiret hayatından nasipleri nasıl olacak?
Ölünce nelerle karşılaşacağız? Kabir hayatı hakkında biraz bilgi verirmisiniz?
Cehennemde olanlar belli bir sure sonra azaba alışacaklar deniyor. Bence bu onlar için azabın hafiflemesi manasına geliyor. Sizce nasıldır ayet veya hadislerle izah ederseniz sevinirim.
Bu dünyada uğranılan haksızlıklara; bu dünyada mı mücadele edilmeli ve nereye kadar mücadele edilmeli. Yoksa ahirette mi o insanlardan şikayetçi olup hakkını helal etmemeli?
Kıyamet koptuğunda biz dirilip bir daha ölmeyecek miyiz? Başka imtihanlardan da geçecek miyiz?
Ölüm nedir?
Kafirlerin, büluğ çağından önce vefat eden çocuklarının ahiretteki durumu ne olacak?
“İnsanlar uykudadırlar, ölünce uyanırlar.”hadisini nasıl anlamalıyız?
A’raf ehli kimlerdir?
Ahirete giden gelen var mı?

Kalıcı Bağlantı - Yorum (yok) - Yorum yaz! | Etiketler :

Adalet kategorisindeki sorular

Perşembe, Mart 16, 2006 · Kategori: baziilgicekendinibilgiler

İnsanların dünya nimetlerinden aldıkları paylardaki farklılık, ilâhî adalet yönünden nasıl yorumlanabilir?
İslâmî manada adalet kavramlarını nasıl anlamalıyız?
Eşitlik ve adalet aynı şey midir? Değilse, aralarındaki fark nedir?
Allah çok insanlara, araba, apartman, mal, mülk, şan, şöhret vermiş. Bazı insanlara da fakirlik, dert, musibet, elem, keder vermiş; sonraki insanlar çok mu kötü, yoksa Allah öbürlerini çok mu seviyor?
Dünyanın ıssız bir köşesinde yaşayan ve İslâm dininden habersiz olan bir insan, âhirette nasıl sorumlu tutulabilir?
Cehennemde olanlar belli bir sure sonra azaba alışacaklar deniyor. Bence bu onlar için azabın hafiflemesi manasına geliyor. Sizce nasıldır ayet veya hadislerle izah ederseniz sevinirim.
Bu dünyada uğranılan haksızlıklara; bu dünyada mı mücadele edilmeli ve nereye kadar mücadele edilmeli. Yoksa ahirette mi o insanlardan şikayetçi olup hakkını helal etmemeli?
İslam topraklarında yaşayan azınlıklara ve anlaşma imzalanan devletlere nasıl muamele edilmesi gerekir?
İslam’ın Kul Hakkına verdiği değeri anlatır mısınız?
İslam’ın adalet anlayışı nasıldır?
“Fetret” ne demektir, İslam alimlerine göre dinden haberi olmayanların durumu ne olacaktır?
Özürlü olarak yaratılan insanların bir suçumu vardı ki öyle yaratıldılar?
Deprem gibi afetler bir tesadüf mü, yoksa kaderimiz midir?
“Madem Cenâb-ı Hak ezelî ilmiyle benim ne yapacağımı biliyor, öyleyse benim ne kabahatim var?” sorusuna nasıl cevap vermeliyiz?
“Kul hakkı” nedir?
Musibetlerin Allah’ın kahrının tecellisi olduğu söyleniyor. Her musibet için bunu söylemek mümkün müdür?
Hürriyet, kişinin her dilediğini yapabilmesi midir? Değilse, gerçek hürriyet nasıl anlaşılmalıdır?
İnsan hürriyetini sınırlandırmak, insana bir sıkıntı ve azap değil midir?
İslâm hukukunda kadın ihmal edilmiş midir?
Müslüman olmadan önce yapılan amellere sevap var mı?
Cenâb-ı Hakk bu âlemi kendisini tanıtmak için yarattığına göre, bu dünya hayatında hiç hastalık ve musibet olmasaydı, Allah’ı tanımamız yine gerçekleşmez miydi? O halde, böyle bir takdirin hikmeti nedir?
Meşru müdafaa hangi hallerde gerekir?
Kimlerin şahitliği kabul edilmez?
Kadın - erkek eşitliği söz konusu mudur?
Baba, evladını mirastan mahrum bırakabilir mi?
Yalanın küçüğü olur mu ?
Yaratılışta noksanlık var mı ?
Bazı insanlar, bu asırda İslami hükümlerle hükmetmenin mümkün olmadığını iddia ederken, diğerleri de İslam hükümleriyle hükmetmeyen herkesi, hemen küfürle itham ediyorlar. Bu konuda orta yolu nasıl bulacağız?
İslama göre adam öldürmenin hükmü nedir?
Meşru müdafaa nedir? Meşru müdafaa halinde adam öldürmenin hükmü nedir?
Şahitlikte niçin kadınların hakkı erkeğin yarısıdır ?
Mirasta kadın neden farklıdır?
İslam'ın insana verdiği temel haklar nelerdir?

Kalıcı Bağlantı - Yorum (yok) - Yorum yaz! | Etiketler :

Evlât Edinme ve Süt Hısımlığı

Çarşamba, Mart 15, 2006 · Kategori: baziilgicekendinibilgiler

Şu kadar var ki, bir kız ya da erkek çocuğu alıp onu barındırma, besleyip büyütme hususunda dinimizin ortaya koyduğu bazı kurallar vardır. Eğer alınan çocuk birinci-ikinci dereceden akraba değilse, bir zaman sonra, erkekse evin hanımına, kızsa evin erkeğine nâmahrem olacaktır. Dolayısıyla, mümkünse o çocuğa süt emzirtmek suretiyle bir mahremiyet tesis etmek gereklidir. Bir ç ocuk, süt emme döneminde iken, kendi annesinden başka bir kadından süt emerse, o çocukla süt emziren kadın ve o kadının yakınları arasında bir süt hısımlığı meydana gelir. Çoğunluğa göre, hısımlığa vesile olması için, sütün ilk iki yaş içerisinde emilmesi gerekir. Ebû Hanife'ye göre ise emme süresi otuz aydır. Bu süre zarfında süt hısımlığı tesis edilirse, hadisin ifadesiyle, “Nesepçe haram olanlar süt yoluyla da haram olurlar.”

Evet, imkan varsa, bakılıp görülecek çocuk daha emme çağındayken alınmalı; büyüdüğü zaman bir mahremiyet meselesi söz konusu olmaması için, kız ise baba tarafından, erkek ise de anne tarafından bir süt hısımlığı sağlanmalıdır.

Şayet, süt emme dönemini geride bırakmış bir çocuk almışsanız ya da bir süt hısımlığı hasıl edememişseniz, o zaman da, meseleye biraz daha temkinli yaklaşır, daha hassas davranırsınız. Hâl ve davranışlarınıza dikkat eder, belli bir yaşa kadar onu evinizde besler, büyütürsünüz. Daha sonra da, icabında bir okula koyar, okuyup yetişmesine vesile olursunuz; belli bir yaştan sonra biraz mesafeli durur ama yine de ona kimsesizlik yaşatmazsınız. Bu konuda da, eskiye nispetle şimdilerde çok daha avantajlı sayılırsınız. Bugün bir talebeyi gözünüz arkada kalmadan emanet edebileceğiniz evler, yurtlar, pansiyonlar ve okullar vardır. Onlardan birine yerleştirir, zaman zaman arar sorar, ara sıra gidip ziyaret edersiniz. Hafta sonları o da sizi ziyaret eder, gelir sizinle teselli olur. Hatta, zamanı gelince evlenmesi, yurt-yuva kurması hususunda da yardımda bulunursunuz. Böylece, hem onu muhtemel bir zulüm ve işkenceden kurtarmış, hem kendi vesayetinizle yetiştirip topluma yararlı bir insan haline getirmiş, hem de bakım evlerinin ve çocuk yuvalarının yükünü hafifletmiş olursunuz. Her anne-baba bunu hazmedebilir mi hazmedemez mi, bilemeyeceğim. Fakat, böyle hayırlı bir işin, pek önemli bir ahiret yatırımı olduğu ve insana çok sevap kazandıracağı kanaatini taşıyorum.

Tabiî, toplum hesabına böyle önemli bir vazifenin eda edilebilmesi ancak devletin desteklemesiyle gerçekleşebilir. Devlet bu mevzuda bir kampanya başlatmalı, evine çocuk alan aileleri zaman zaman denetlemeli, hatta o ailelelere bazı maddî yardımlarda bulunmalı ve birkaç sene geçince, yanına aldığı çocuğu topluma kazandırabilen kimselere plaket vermeli, onları takdir etmeli ve ödüllendirmelidir. Evet, devlet bir yandan o çocukların durumunu kontrol etmeli, gittikleri yerlerde üvey evlât muamelesi görüp görmediklerine bakmalı; şayet, uygun şartlarda kalmıyorlarsa onlara daha elverişli bir çevre hazırlamalı; eğer, gereken i'zâz u ikrâmı görüyorlarsa, o zaman da onların bakımı ve görümü için yapılan bazı harcamaların külfetine katlanmalı ve o konuda samimi gayret gösteren kimseleri mükafatlandırarak başka aileleri de o işe teşvik etmelidir. Bu sayede, devlet hem yurtlara-yuvalara yaptığı masraftan çok daha az bir miktarla kimsesiz çocuklara bakmış ve hem de onların iyi yetişmelerini sağlayarak toplumun yarınlarını teminat altına almış olacaktır.

Kalıcı Bağlantı - Yorum (yok) - Yorum yaz! | Etiketler :

Mut'a nikâhı yapmak caiz değildir?

Pazartesi, Mart 13, 2006 · Kategori: baziilgicekendinibilgiler

Mut'a nikâhı yapmak caiz değildir?
Evlenilmesi meşru olan bir kadına "Şu mal karşılığında senin kadınlık yönlerinden bir ay süreyle faydalanayım." gibi bir teklifle ve karşı taraftan da müspet cevapla teşekkül eden bu mut'a nikâhı ehlisünnet ve'l–cemaat müctehid imamları indinde batıldır. Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem, mut'anın haramlığı hakkında şöyle buyurmuştur:
"Ey insanlar size mut'a nikâhı için izin vermiştim. Dikkat ediniz, şüphesiz Allah Celle Celâluhu mut'a nikâhını kıyamet gününe kadar haram kılmıştır İmam Mâlik'in Hz. Ali'den sağlam bir senetle rivayet ettiğine göre Hz. Ali Radıyallahu Anh:
"Resûl–i Ekrem kadınlarla mut'a nikâhı yapmayı ve ehlî eşek etini yemeyi yasakladı buyurmuştur. Esasen mut'a nikâhı; herhangi bir talak söz konusu olmadan kendiliğinden ortadan kalkan ve taraflar arasında miras söz konusu olmayan bir evlilik şeklidir

1"el–Hidaye", c.1, s.195
(2) "Mefâtîhu'l–Gayb", F. Razi, c.10, s.51
(3) "Sahih–i Müslim", c.2, s.1027
(4) "el–Hidaye", c.2, s.273

Kalıcı Bağlantı - Yorum (yok) - Yorum yaz! | Etiketler :

Kişinin Yaşam Destek Ünitesinden Çıkarılması

Salı, Mart 7, 2006 · Kategori: baziilgicekendinibilgiler

 İslâm'a göre kişinin kendi canına kıyması yasak olduğu gibi tıbbî verilere göre yaşama ümidi kalmamış veya şiddetli acılar hisseden bir insanın yaşamına bir başkası eliyle son verilmesi demek olan ötenazi de yasaktır.

Yaşam destek ünitesine bağlı bir kişi;

a) beynin kesin olarak bütün fonksiyonlarını yitirdiğine,

b) kalbin ve solunumun tamamen durduğuna,

c) bu durumdan geri dönüşün artık imkansız olduğuna

uzman tabiplerce karar verilmesi şartıyla yaşam destek ünitesinden çıkarılabilir.

Organ Nakli

Organ nakli, aşağıdaki şartların bulunması halinde caizdir:

a) Hastanın hayatını veya hayatî bir uzvunu kurtarmak için, bundan başka çaresi olmaması,

b) Hastalığın bu yolla tedavi edilebileceğine kanaat getirilmesi,

c) Organ veya dokusu alınacak kişinin, işlemin yapıldığı esnada ölmüş olması; organı alınacak kişi sağ ise alınacak organ veya dokunun hayatî bir organ olmaması,

d) Toplumun huzur ve düzeninin bozulmaması bakımından organ veya dokusu alınacak kişinin ölmeden önce buna izin vermiş olması veya hayatta iken aksine bir beyanı olmamak şartı ile yakınlarının buna razı olması,

e) Alınacak organ veya doku karşılığında menfaat sağlanmaması, ücret alınmaması,

f) Tedavisi yapılacak hastanın buna rıza göstermesi.

Kalıcı Bağlantı - Yorum (yok) - Yorum yaz! | Etiketler :

azrail nasil can aliyor

Çarşamba, Şubat 22, 2006 · Kategori: baziilgicekendinibilgiler

İnançsız kişiler içinden bazıları, sizin âmiriniz gibi başkalarının inançlı ve huzurlu olmalarından rahatsızlık duyar, onları da kendilerine benzetmek, bunu yapamazlarsa bile rahatsız ve huzursuz etmek isterler. Önce bunların amacını keşfetmek gerekir; kötü niyetli (yani inancı sarsmak veya mümini huzursuz etmek gibi niyetleri olan) birisi ise onunla tartışmanın, ona cevap vermenin, ikna etmeye çalışmanın pek faydası olmaz, aksine tarafların olumsuz duygularını kamçılar, hatta bazı kötü eylemlere yol açabilir. İnaçsız olanın bu tür konuşmalarına aldırmamak, cevap vermemek, duymamış gibi davranmak daha uygundur. Eğer iyi niyetli (şüphelerini, sorularını paylaşmak ve aydınlanmak isteyen) bir inançsız sözkonusu ise onunla konuşulabilir. Bu takdirde de konuşan tarafların gerekli bilgi yönünden eşit düzeyde olmaları aranır; aksi halde tartışma sağlıklı olmaz ve sonuç vermez.
Azrail ile ilgili soru, bu meleği insanlara benzetme hatasından kaynaklanıyor. Âmiriniz Azrail'i de kendisi gibi zannediyor, bir memur ile meşgul olurken başkalarıyla meşgul olamadığından Azrail'in de bir anda birden fazla insanın canını nasıl aldığını soruyor. Biz, din kaynaklarından elde ettiğimiz bilgilerle Azrail'in bir büyük melek olduğunu, eceli gelenlerin ölümlerini gerçekleştirdiğini biliyoruz; ama onun mahiyetini, ne, nasıl ve nice olduğunu bilmiyoruz. Biz insanlar bir anda birden fazla işi yapamayabiliriz, ama Allah ve O'nun melekleri bir anda birden fazla işi, birbirine karıştırmadan, sırasını şaşırmadan yapabilirler ve yapıyorlar. Bunu nasıl yaptıkları bizi ilgilendirmiyor.

Kalıcı Bağlantı - Yorum (yok) - Yorum yaz! | Etiketler :