|
Kur´ân–ı Kerim’in Levh–i Mahfuz’dan dünya semasına toptan indirilmiş olduğu gecedir. Cebrail, Peygamberimiz (sas)’e ilk vahyi bu gece getirmiştir. Alak suresinin “İkra! Oku!” emriyle başlayan ilk beş âyetini. Bu gecede kaderin bir çeşit istinsahı da yapılmaktadır.
Kadir gecesi Ramazan’ın 27. gecesi olarak kutlanılmaktadır. Kandillerin en üstünüdür ve “Gecelerin Sultanı” olarak isimlendirilmiştir. Kıyamete kadar yüz milyarlarca insana dünya ve ahirette rehberlik edecek olan bir Kitab’ın yeryüzüne iniş günü ve bunun yıldönümleri elbette ki müstesna bir gündür; ve bayramlar, ihtifaller ve merasimlerle kutlanması gayet isabetlidir. Kur´ân’daki “Kadr suresi” vahyin başlangıcından ve bu gecenin büyük kudsiyet, fazilet ve bereketinden, bu gece kâinatı kaplayan ilâhî esenlikten bahsetmektedir: “Biz Kur´ân’ı Kadir gecesi indirdik. Bilir misin nedir Kadir gecesi? Bin aydan daha hayırlıdır Kadir gecesi. O gece Rablerinin izniyle Ruh ve melekler, her türlü iş için iner de iner... Artık o gece bir esenlik gider.. tâ tan yeri ağarıncaya kadar.”
Duhân suresinde ise bu gecenin kudsiyetine yemin edilmektedir:”Açık olan ve gerçeği açıklayan bu Kitâb’a yemin olsun ki; biz onu kutlu mübarek bir gecede indirdik. Çünkü biz haktan yüz çevirenleri uyarıcılarız. O öyle bir gecedir ki, her hikmetli iş, tarafımızdan bir emir ile, o zaman yazılıp belirlenir...” Kadir gecesi, İslâm âlimleri tarafından üç şekilde yorumlanmıştır: 1. Hüküm Gecesi demektir. Takdîr–i İlâhîde hükmolunmuş işlerin, yahut birçok işlere hükmeden muhkem emirlerin ayırt edildiği gece anlamına gelir. Takdîrden maksad, ezelî hükmün açığa çıkmasıdır. Hikmetli işler karara bağlanır.
2. Mevki, Şeref, Değer ve Azamet Gecesi demektir. Bin aydan daha hayırlı oluşunu ifade eder.
3. Tazyik (Sıkıştırma, Zorlama) Gecesi demektir.
Bu gece inen meleklere yeryüzü dar gelir. Hem Cebrail ilk vahyi getirdiğinde Efendimiz’i üç defa kolları arasına alıp sıkmış, sonra âyetleri bildirmiştir.
Kadir gecesi, Efendimiz’in ümmetine olan aşkın sevgisi sebebiyle yaptığı bir duanın kabul edilmiş hâlidir, şöyle ki: Fahr–i Kâinat Efendimiz’e kendisinden önceki insanların ömürlerinin müddeti veya bu ömürlerden Allah’ın dilediği kadarı gösterildi.
Bunun üzerine ‘Başka ümmetlerin uzun ömürleri içinde yapamayacakları amelleri ümmetim kısa ömrü içinde yapmış olsun.’ diye dua etti. Allah da O´na (içinde bu gece bulunmayan) bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesini ihsan etti.” Kadîr–i Mutlak Hazretleri, ümmete rahmet için Kadir gecesinin Ramazan’ın hangi gecesi olduğu açıkça bildirmemiştir. Malumdur ki Cenab–ı Hak şu imtihan dünyasında çok mühim şeyleri gizlemiştir. İnsanın ecelini ömrü içinde, makbul veli kullarını insanlar içerisinde ve ism–i azamı esma–i hüsna içinde gizlemiştir.
Aynı şekilde Cuma günü içinde icabet saati, beş vakit namaz içinde salât–ı vustâ, bütün ibadetler içinde rızayı ilahî, zaman içinde kıyamet, hayat içinde ölüm ve Ramazan günleri içinde kadir gecesi gizlenmiştir.
Bunlar gizli kaldıkça sair efrad dahi kıymetdar kalır, ehemmiyet verilir.69 Üstad Bediüzzaman, bazı şeylerin bazı şeyler içinde gizlenmesinin hikmetinin, o şeyin diğer fertlerini de kıymetlendirmek olduğunu ve eğer bu gibi özel şeyler açıklanırsa, diğer şeylerin değerden düşeceğini belirtir. Bilindiği üzere:
Peygamberimiz (sas), bu gecenin Ramazan’ın son on veya yedi günündeki (21, 23, 25, 27) tek gecelerden birisi olduğunu söylemiştir. Ancak 27. gecesi olduğunu belirten hadîs–i şerifler, ekserî âlimler tarafından büyük kabul görmüş ve bütün İslâm âlemi de bunu benimsemiştir. Bu benimseme ile alâkalı,
Bediüzzaman Hazretleri’nin yorumu şöyledir: “Yarın (27.) gece leyle–i Kadr olma ihtimali çok kuvvetli olmasından bir kısım müçtehidler, o geceye leyle–i Kadri tahsis etmişler. Hakiki olmasa da, madem ümmet o geceye o nazarla bakıyor. İnşallah hakiki hükmünde kabule mazhar olur.” demiştir.yeniümit alintidir
- Cuma, Eylül 26, 2008 - {0} -
Oruçlunun Cennet kapısı Sehl ibni Sa'd Radiyallâhu Anh, Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellemin şöyle buyurduğunu rivayet ediyor:
"Cennette Reyyan denilen bir kapı vardır. Kıyamet Gününde o kapıdan ancak oruç tutmuş olanlar girer, onlarla birlikte o kapıdan başka hiç kimse giremez. O vakit, 'Dünyada iken oruç tutmuş olanlar nerededir?' diye bir ses yükselir. Onlar gelir, Cennete o kapıdan girerler. Oruçluların en son kalanı da girince kapı kapatılır, artık başka hiç kimsenin girmesine müsaade edilmez. O kapıdan kim Cennete girerse ebedi olarak susuzluk çekmez." (Buhari, Savm: 4, Bed'ü'l-Halk: 9; Müslim, Sıyâm: 166; Tirmizî, Savm: 55)
Bir başka hadiste de her mü'minin işlediği amele ve ibadete göre Cennetin değişik kapılarından çağrılacağı bildirilir:
Ebu Hüreyre Radiyallâhu Anhın rivayetine göre Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur:
"Kim ki Allah rızası için (malından iki sığır, iki koyun, iki dirhem) çift sadaka verirse, Cennet kapılarından, 'Ey Allah'ın (sevgili) kulu (buraya gel)! Bu kapıda büyük hayır ve bereket vardır' diye çağrılır. Çok namaz kılan da (Cennetin) namaz kapısından çağrılır. Mücahitler cihat kapısından çağrılır. Oruçlular da 'Reyyan' kapısından çağrılır. Sadaka sahipleri de sadaka kapısından davet edilirler."
Ebu Bekir Radiyallâhu Anh:
"Babam, anam sana feda olsun ya Resulallah! Bir mü'minin bu kapıların hepsinden davet olunması müşkül müdür, bir kişi bu kapıların hepsinden davet olunur mu?" diye sordu.
Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem cevaben, "Evet, hepsinden davet olunur. Ey Ebu Bekir, umarım ki, sen de o bahtiyarlardan olasın" buyurdu. (Sahih-i Buhari Muhtasarı Tecrîd-i Sarih Tercemesi, Hadis no: 895.)
İbni Abbas Radiyallâhu Anhüma, Hz. Peygamber Sallallâhu Aleyhi Vesellemden şöyle işittiğini rivayet ediyor:
"Şüphesiz ki, Cennet, bir sene boyunca Ramazan ayının girmesi için süslenir. Ramazan'ın ilk gecesi olunca "Müsire" denilen bir rüzgar, Arş'ın altından eser. Cennet ağaçlarının yaprağı ve kapılarının halkaları şiddetle sallanır ve bundan dolayı tatlı bir ses işitilir ki, dinleyiciler bundan daha güzelini hiç işitmemişlerdir. Böylece Cennet hurileri meydana çıkıp Cennetin en yüksek yerinde dururlar ve şöyle seslenirler: "Evlenmek isteyen yok mu?" Allah onu evlendirir. Sonra huriler derler ki: "Ey Cennetin bekçisi! Bu gece nedir?" Bekçi saygıyla cevap verir: "Bu gece, Ramazan ayının ilk gecesidir. Muhammed'in Sallallâhu Aleyhi Vesellem ümmetinden oruç tutanlar için Cennetin kapıları açıldı." Sonra Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem buyurdu ki: Allah (Azze ve Celle) şöyle buyurur: "Ey Rıdvan (Cennetin bekçisi)! Cennetlerin kapılarını aç ve ey Malik (Cehennemin bekçisi)! Cehennemin kapılarını Muhammed Sallallâhu Aleyhi Vesellemin ümmetinden oruç tutanlara kapat! "Ey Cebrail! Yeryüzüne in, şeytanların azgınlarına kelepçe vurup zincirlerle bağla, sonra onları denize at ki, Sevgili Habibim Muhammed'in (Sallallâhu Aleyhi Vesellem) ümmetinin oruçlarını ifsat etmesinler."
Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem daha sonra şöyle buyurdu:
Allah (Azze ve Celle) Ramazan ayının her gecesinde, bir münâdiye (çağrıcıya) üç defa şöyle nidâ etmesini (seslenmesini) söyler: "Bir şey isteyen yok mu, isteğini vereyim. "Hiç tövbe eden yok mu, tövbesini kabul edeyim. "Mağfiret dileyen yok mu, bağışlayayım. "Kim fakire değil, zengine; zalime değil, vefakâra borç verecek?"
Resul-i Ekrem Sallallâhu Aleyhi Vesellem devamla şöyle buyurdu:
Ramazan ayının her gününde iftar anında Allah (Azze ve Celle) hepsi de Cehennemi hak etmiş olan bir milyon kişiyi Cehennemden kurtarır. Ramazan ayının son günü olunca Allah Teâlâ ayın başından sonuna kadar Cehennemden kurtardığı kimselerin toplamı kadarını daha kurtarır.
Kadir Gecesi olunca Allah (Azze ve Celle) Cebrail'e (Aleyhisselâm) emreder. Cebrail Aleyhisselâm meleklerle beraber yanlarında yeşil bir sancakla yeryüzüne inerler. Sancağı Kâbe'nin üzerine dikerler. Bu sancağın yüz kanadı vardır. Bunlardan ikisi bu gecenin dışında açılmaz.
Cebrail Aleyhisselâm o iki kanadı bu gece açar ki, bunlar doğudan batıya ulaşır. Cebrail Aleyhisselâm bu gece melekleri teşvik eder. Onlar da her ayakta durana, oturana, namaz kılana ve zikredene selâm verirler ve onlarla musafaha ederler, tokalaşırlar. Yaptıkları dualara "Âmin" derler.
Bu iş, tan yeri ağarıncaya kadar devam eder. Tan yeri ağarınca Cebrail Aleyhissalâm: "Ey melekler topluluğu! Gitmeye hazırlanınız" der.
Melekler: "Ya Cebrail, Allah Teâlâ Muhammed'in (Sallallâhu Aleyhi Vesellem) ümmetinden olan mü'minlerin ihtiyaçlarını ne yaptı?" derler.
Cebrail Aleyhisselâm şöyle cevap verir: "Allah Teâlâ, bu gece onlara rahmet nazarıyla baktı ve onları affedip bağışladı. Ancak dört grup hariç."
Râvi der ki: "Ya Resulallah! Onlar kim?" dediğimizde, buyurdu ki:
"İçki içmeye devam eden, anababasına âsi olan, akrabalık bağlarını gözetmeyen ve müşahin." "Ya Resulullah! 'Müşahin' nedir?" dedik: "İnsanlar arasındaki dostluk bağlarını kesen, fitne ve fesat çıkartan kimsedir" buyurdu. Bayram gecesi olunca, bu geceye mükâfat gecesi ismi verilir. Bayram sabahı olunca Allah (Azze ve Celle) melekleri her memlekete gönderir. Yeryüzüne inerler, sokak başlarını tutup insanların ve cinlerin dışındaki bütün yaratıklara işittirecek bir sesle bağırıp:
"Ey Muhammed ümmeti! Çok ihsan eden ve büyük günahlarınızı bağışlayan Rabbinizin huzuruna çıkınız" derler. Onlar namazgâhlarına çıkınca Allah (Azze ve Celle) meleklere: "İşini yapan işçinin mükâfatı nedir?" diye sorar.
Melekler: "Ey yüce Allah'ımız ve Mevlâmız! Onun mükâfatı ve ücretini tam olarak vermendir" derler.
Bunun üzerine Allah Teâlâ: "Ey meleklerim! Sizi şahit tutuyorum ki, Ben onlara Ramazan ayındaki oruçlarının ve namazlarının sevabı olarak rızamı ve mağfiretimi verdim" dedi ve sonra şöyle buyurdu: "Ey kullarım! Benden isteyiniz. İzzetim ve Celalim hakkı için bugün Benden âhiretiniz için biriktirmek üzere ne isterseniz mutlaka veririm. Dünyanız için istediğiniz şeyde de size bakarım. "İzzetim hakkı için siz Benim rızamı gözettiğiniz müddetçe, Ben de sizin hatalarınızı örterim. "İzzetim ve Celalim hakkı için hak sahipleri ve idareciler önünde sizi rezil ve rüsvay etmem. "Siz Beni razı ettiniz, Ben de sizden razı olduğum halde bağışlanmış olarak dönünüz."
Bu sebeple melekler sevinir ve Ramazan sonunda iftar ettiklerinde Allah'ın (Azze ve Celle) bu ümmete vereceği mükâfatı müjdelerler. (et-Tergîb ve't-Terhîb, 2:439) Ramazan'ın Cennet Sevabı Ebû Said el-Hudri Radiyallâhu Anhın rivayetine göre Resulullah Sallallâhu Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur:
"Ramazan'ın ilk gecesi olunca, semânın kapıları açılır, Ramazan'ın son gecesi oluncaya kadar hiçbir kapısı kapanmaz.
"Ramazan ayı içerisinde bir gecede, herhangi bir kul namaz kılarsa, şüphesiz ki, Allah onun her secdesine bin beş yüz sevap yazar ve onun için Cennette kırmızı yakuttan bir köşk yapar. Bu köşkün altmış bin kapısı vardır. Her kapısında kırmızı yakutla süslenmiş altından bir köşk vardır.
"Ramazan'ın ilk orucunu tutunca, o güne kadar olan geçmiş günahları bağışlanır ve her gün sabah namazından akşama kadar yetmiş bin melek ona istiğfar ederler.
"Ramazan ayı içerisinde gece veya gündüz yapmış olduğu her secde için ona, gölgesinde atlı bir yolcunun beş yüz sene gidebileceği büyüklükte bir ağaç verilir." (et-Tergîb ve't-Terhîb 2:429) Ebu Hüreyre Radiyallâhu Anh rivayet ediyor: Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur:
"Her şeyin bir zekâtı vardır. Bedenin zekâtı da oruçtur." (İbni Mâce, Sıyam: 44)
Zekât sadece maldan verilmez. Allah'ın ihsan ettiği her nimetin kendine göre bir zekâtı vardır. İlmin zekâtı bildiğini başkalarına öğretmek, ömrün zekâtı namaz kılmak, malın zekâtı hakkını vermek, bedenin zekâtı da oruç tutmaktır. Oruç tutan insan, vücudunun da, sahip olduğu nimetlerin de kendi malı olmadığını, istediği zaman yiyip içemeyeceğini anlar. Oruçla onların kendisinde emanet bulunduğunu, hakiki mal sahibinin kim olduğunu idrak eder. Onun emri ol-madan yiyemez, içemez.
Böylece, gerçek nimet sahibi olan Mün'im-i Hakikiye, Hakiki Nimet Veren Rabbine teşekkür eder. Nimetlerin doğrudan doğruya Ondan geldiğini bilir. Vücut nimetine karşı teşekkürünü, onun zekâtı olan oruçla yapmaya çalışır.
Zaten zekât bir çeşit şükürdür. Oruç ise, "halis, hakiki, büyük ve umumi bir şükrün anahtarı" hükmündedir. Oruç sayesinde mü'min, gözle görülür şekilde kendisine verilen nimetlerin kıymetini düşünme fırsatı bulur.
Zekâtın bir manası da temizliktir. Maldan verilen zekât onun temizlenmesine, çoğalmasına, bereketlenmesine sebep olduğu gibi, oruç da bedenin maddî ve manevî temizlenmesine, sağlık ve bereketin artmasına sebeptir.
Zekât veren insan malını kir ve günah pisliklerinden temizlediği gibi, oruç tutan da vücudunu günahlardan öyle temizlemiş sayılır. Ter temiz bir vücut ve ruha sahip olur.
Mehmet Paksu, Peygamberimizin Ramazanı Ebu Hüreyre Radiyallâhu Anhın rivayetine göre Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuştur:
"Oruç tutunuz, sağlıklı olursunuz." (et-Tergib ve't-Terhib, 2:83)
Oruç beden sağlığı için en güzel bir ilâç, maddî ve manevî bir perhizdir. İnsan nefsi yemeiçme hususunda keyfi olarak hareket ettikçe vücuduna, sağlığına zarar verir. Helal-haram ayırt etmeyip rast gelen şeyi yemekle de manevî hayatını zehirler; nefis kendi üstünlüğünü kurar, baskın gelir, kalp ve ruhun sesine kulak vermez olur. Dizginini eline alır, "daha insan ona binemez, o insana biner."
Ramazan'da oruç sayesinde insan perhize alışır, emir dinlemesini öğrenir. Hazmetmeden, sindirmeden önce mideye yemekleri doldurmaz, hastalıkları çekmez. Emir dinlemeye alıştığı için de, haramdan uzak durmakla akıl ve dinin emir-lerini yapmaya çalışır. Böylece manevî hayatı bozulmaz.
Midenin ve diğer sindirim organlarının dinlenmeye, istirahata ihtiyaçları vardır. Bu sayede vücut fazladan biriken yağları eritir, zindeleşir. Bu dinlenme sırasında kalp, zikir ve duadan gelen gıdaları rahatça alır. Bu duygular sırf o mide fabrikası için yaratılmadıklarını anlayarak, gerçek vazifelerine koşarlar.
"Kalp ve ruh, akıl, sır gibi letâifin (lâtifelerin) o mübarek ayda oruç vasıtasıyla çok terakkiyat (yücelişleri) ve tefeyyüzleri (aldığı feyizler) vardır. Midenin ağlamasına rağmen, onlar masumâne gülüyorlar."
Bu açıdan oruç insana hem sağlık zenginliği verir, hem de âhiret zenginliği getirir.
Hz. Ali Radiyallâhu Anhın rivayetine göre bu konuda Resul-i Ekrem Efendimiz Sallallâhu Aleyhi Vesellem şöyle buyurmuşlardır:
"Allah Tebâreke ve Teâlâ, İsrailoğulları peygamberlerinden bir peygambere şöyle vahyetti: Kavmine bildir, hangi kul, bir gün oruç tutarsa, ben onun cismine sağlık ve âfiyet veririm, mükâfatını da büyütürüm." (Kenzü'l-Ummâl, 8:447)
- Perşembe, Eylül 4, 2008 - {1} -
DIKKAT DIKKAT
RAMAZAN AYI ILE ALAKALI SAYFALARDIR SAG TARAFTAKI RAMAZANVEKADIR GECESI LINKINI ACABILIR VE TAKIP EDEBILIRSINIZ
Ramazan ayına “sultan” denmesinin sebebi, Müslümanların hayatında orucun taşıdığı büyük ehemmiyettir. Ramazan’ın bir başka özelliği “bin geceden hayırlı Kadir Gecesi”nin bu ayda olması ve Kur’an’ın yine bu ayda indirilmeye başlanmasıdır
ALLAH CC
"Çünkü, oruç tutan kulum, yemesini-içmesini Benim için terk ediyor.´´
Peygamber Efendimiz, "Ramazan ayı girince Cennet kapıları açılır, Cehennem'in kapıları kapanır ve merede-i şeyâtîn zincire vurulur." buyurmuştur
NEFSİMİZİ AÇLIKLA TERBİYE EDELİM
Muhammed bin el-Haris -radıyallahu anh- der ki: Beş zümreye beş şeyi sordum, hepsi de aynı cevabı verdiler:
1. Hekimlere DEVALARIN en şifalısını sordum: “Açlıktır ve az yemektir,” dediler.
2. Hikmet ehline: “Allah’a ibadete en fazla yardımcı olan nedir?” diye sordum, “Açlıktır ve az yemektir” dediler.
3. Zahitlere, “Zühde en fazla kuvvet kazandıran nedir?” diye sual ettim. “Açlıktır ve az yemektir” dediler.
4. Alimlere, “İlim hıfzında en fazla yardımcı şey nedir?” diye sordum, “Açlıktır ve az yemektir” dediler.
5. Sultanlara, “Her vakit dikkatli bulunmanın çaresi ve en güzel, en lezzetli nimet nedir?” diye sual ettim, “Açlıktır ve az yemektir” dediler
Peygamberimiz: “Sahurda yemek yeyiniz, çünkü sahurda bereket vardır” (Buhârî, Savm, 20) buyurmuştur
“Bir oruçluya iftar veren kimseye, o oruçlunun sevabı kadar sevap verilir. Ancak o oruçlunun sevabından da bir şey eksilmez.” (Et-Terğib ve’t-Terhib, c.2, s.144)
Oruçlunun iki sevinci vardır: Biri iftar ettiği vakit, diğeri de Allah’a kavuştuğu zamandır.” (Buhârî, Savm, 20; Müslim, Sıyam, 9)
“Üç kimsenin duası geri çevrilmez, kabul edilir: 1- Oruçlunun iftar vaktindeki duası, 2- Adaletli hükümdarın duası, 3- Mazlumun duası.” (Tirmizî, Deavât, 128)
|
|
Sevgili Peygamberimiz, Ramazan’ın önemi hakkında şöyle buyurmuştur: “Kim inanarak ve mükafatını Allah’tan bekleyerek Ramazan’ın gecelerini ihya ederse, onun geçmiş günahları bağışlanır.” (Nesai, İman, Bab 22, V, 117)
“Ramazan’ın evveli rahmet, ortası mağfiret, sonu da cehennemden kurtuluştur. Her kim, bu ayda idaresi altında bulunanların iş yükünü hafifletirse, Allah ona mağfiret eder ve cehennem azabından kurtarır”.
“Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur.” (Buhari, Savm, 5) buyuruyor.
“En kötü davet, zenginlerin çağrılıp; fakirlerin çağrılmadığı davettir.” (Müslim, Nikah, 110, II, 1053-4).
“Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olan Kur’an’ın indirildiği aydır.” (Bakara, 185)
Sevgili Peygamberimiz, zamanının büyük kısmını ibadete ayırırdı. (Müslim, İ’tikaf, 7).
“Evlerinizi kabristana çevirmeyin! İçerisinde Kur’an okunan eve şeytan girmez (Tirmizi, Fedail, bab, 2, V, 117).
Kur’an’ı Hakim’de şöyle açıklanmaktadır: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakınmanız için oruç, sizden evvelkilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı.”(Bakara, 2/183)
Sevgili Peygamberimiz, “Hayatım elinde olan Allah’a yemin ederim ki, oruçlunun ağız kokusu, Allah indinde misk kokusundan daha hoştur. Cenabı Hak buyurmuştur ki: Madem ki oruçlu kimse benim rızam için, yemesini, içmesini, cinsi arzusunu bırakmıştır. Onun sayısız ecrini ben veririm. Halbuki başka ibadetlerin hepsi on misliyle ödenmektedir.” (Buhari, Savm 31, H.No: 919)
“Her kim yalan, iftira gıybet ve kovuculuğu terk etmezse, Cenab-ı Hak o kimsenin yemesini, içmesini bırakmasına değer vermez. (Buhari, Savm, 31, H.No:926).
“Oruç tutunuz ki sağlıklı olasınız.”(Ahmet b. Hanbel, Müsned, II, 280) |
- Pazartesi, Eylül 17, 2007 - {1} -
| Günümüz insanı dış dünyayı keşfederken iç dünyasında yeteri kadar yol alamamış, gönül dünyasında açılan boşluklar onu bir anlam arayışına yöneltmiştir. İşte içinde bulunduğumuz aylar, iç dünyamızdaki boşlukları doldurmak, kalıcı mutluluğu yakalamak için bir fırsattır. Çünkü bu aylar, dinî duyguların yoğunluk kazandığı, gönüllerin ilâhî rahmet ve mağfiret arzusu ile yıkandığı, merhamet, şefkat, yardımlaşma ve dayanışma duygularının doruk noktaya ulaştığı, tövbe ile Hakk’a yönelme şuurunun geliştiği af ve bağışlanma aylarıdır. Bu aylar, insanların bütün güzellikleri hem kendi dünyalarında, yuvalarında ve sofralarında hem de gönül derinliklerinde yaşadığı, aynı güzellikleri yoksul, kimsesiz ve yüreği yaralı insanlarla paylaşma hassasiyeti gösterdiği bir maneviyat mevsimidir. Hiç şüphesiz bu ayların içerisinde en önemlisi yüce dinimiz İslâm'ın sahur ve seher sevincini, iftar zevkini, teravih coşkusunu ve içinden geçtiği topluma külli bir barış havası solutan “Ben oruçluyum” söylemini gönüllerde hissettiren, yenilenme bilincimizin tazelendiği Ramazan ayıdır. Ramazan, kaybolan değerleri yeniden kazanma, her yıl aşınan değerleri onarma, ve gönül estetiği yakalama fırsatı verir. Ramazan ayında oruç, iradeleri sabırla eğitir, farkındalık bilinci kazandırır. İftar cömertliği, ikramı ve paylaşmayı öğretir. Teravih, ibadetin neşe ve coşkusunu bütün topluma yayar. Sahur, hayır ve bereketin ne olduğunu hissettirir. Kadir Gecesinde, Kur’an, âdeta gönüllere yeniden nazil olur. Kur’an’la akıllar ve gönüller sonsuzluk yolculuğuna hazırlanır. Zekât ve fitrelerle, toplumun sosyal yaraları sarılır. Bayramla toplum rahmete, birliğe ve coşkuya yürür. Ramazan, yalnızca maddi varlıklara, fiziksel görünümlere hasredilerek esas anlamından alabildiğince uzaklaşan iyilik ve güzellik kavramlarını da içinde barındıran estetiği bulma ve gönüller yapma iklimidir. Ramazan gönlü ve aklı, iyiliğe, güzelliğe, paylaşmaya bağlama disiplinidir. Bu disiplinlerle ilişkileri tazelemek, gözden geçirmek, yeniden donanmak, manevî güzelliği ve iç dinginliği yeniden yakalamak bize anlamlı mesafeler katettirecektir. Sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın pekiştiği, sevgi, saygı ve kardeşlik duygularının daha da güçlendiği, gelişiyle gönüllerimizi aydınlatan rahmet ve bereket mevsimi Ramazan ayının nefsimiz, ailemiz, milletimiz, ülkemiz ve bütün insanlık için hayırlar getirmesini, insanlığın dirlik ve düzenliğine, barış ve esenliğine vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum. Prof. Dr. Ali Bardakoğlu Diyanet İşleri Başkanı |
- Pazartesi, Eylül 10, 2007 - {0} -
Kadir Gecesi
En nurlu ve feyizli geceyi Kadir Gecesinde idrak ederiz. Kur'ân'da adı geçen tek ay Ramazan ayıdır; tek gece de Kadir Gecesidir. Bu bereketli saatlerin şeref ve kıymetini Kâinatın Rabbi Sevgili Habibine haber vermektedir. Bu gecenin faziletine o kadar değer verilmektedir ki, o vakitlerde tecelli edecek rahmetin ve ruhanî hâdiselerin anlatılması için müstakil bir sûre inmiştir. Bu sûre Kadr Süresidir.
Yine Cenâb-ı Hak bu gecenin kudsiyetini bildirmek için beş âyetli bir sûrede üç defa "Leyletü'1-Kadr" ifadesini açıkça zikretmektedir: "Şüphesiz, o Kur'ân'ı Kadir Gecesinde indirdik. Bilir misin, Kadir Gecesi nedir? Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır."
Ulvî hâdiseler de sûrenin sonunda şöyle ifade buyurulur : "O gecede melekler ve Cebrail Rablerinin izniyle her iş için arka arkaya iner. O gece, tan yerinin aydınlanmasına kadar bir selâmettir."
Kadir Gecesinin en önemli özelliği, cin ve insanlara iki cihan saadeti bahşeden, kâinat kitabının ezelî bir tercümesi olan yüce kitabımız Kur'ân-ı Kerimin bu gecede ilk olarak dünya semasına indirilmesidir. Daha sonra ise ihtiyaca göre âyet âyet veya sûreler halinde vahyin mazharı Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselama Cebrail (a.s.) vasıtasıyla takdim edilmiş olmasıdır.
Yine bu mübarek gecede insanlığın ebedî refahına sebep olacak, ona bereketli bir ömrü kazandıracak bir fırsat verilmektedir. Bu geceyi dua, zikir ve ibadetle geçiren kişi, ancak seksen sene gibi uzun bir ömürde kazanabileceği ecir ve sevabı bir gecede elde etme bahtiyarlığına ermiş olacaktır.
Bu gecedeki İlâhî ziyafete ve Kur'ânî sofraya başta Kur'ân-ı Mübini Resulullah Aleyhissalâtü Vesselama vahiy yoluyla getiren Cebrail olmak üzere melekler de inerek şenlendirirler. Kalb ve basîreti açık olan mü'minlere uhrevî âlemden manzaralar sergilenir. Meleklerin pey der pey inmesiyle yeryüzü manevî bir tazyike maruz kalır. Dünya adetâ onlara dar gelmeye başlar. Mü'minlerin etrafını kuşatarak onlara Rablerinin bağış ve rahmetini müjdelerler. Tan yeri ağarıncaya kadar devam eden bu ulvi tecelli, ümmet-i Muhammed'in gönüllerine engin bir huzur ve saadet dalgası estirir. Kadir Gecesinde böyle nurlu hâdiselerin yıldönümlerini idrak ederiz. Onun kadrini bilmekle de feyiz ve bereketinden, dünyayı kuşatan nuranî havasından istifade etmiş oluruz.
Hadislerde Kadir Gecesi
- Ubâde b. Sâmit (r.a) şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem, Kadir Gecesi'ni haber vermek üzere Hâne-i Saâdetinden çıktı. Derken Müslümanlardan iki kişi kavga ettiler. Buyurdular ki: Ben, size Kadir Gecesi'ni haber vermek üzere çıkmıştım. Filân ile filân kavga ettiler de ona dâir olan bilgi kaldırıldı. İhtimâl ki hakkınızda bu daha hayırlıdır. Artık siz, Kadir Gecesi'ni yirmiden sonraki yedinci veya dokuzuncu veya beşinci gecelerde arayınız
- İbn-i Abbâs (r.a)’dan rivâyet edildiğine göre, Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: Ashâb'ım! Siz leyle-i Kadr'i Ramazan'ın aşr-ı ahîrinde arayınız!. Leyle-i Kadir, ya Ramazan’ dan dokuz gece kala, yâhut yedi gece kala, yâhut da beş gece kaladır
- Âişe (r.a)’dan şöyle dediği rivâyet edilmiştir: Ramazan'ın son on günü girince, Nebî salla'llâhu aleyhi ve sellem ibâdet konusunda daha da ciddî bir sa'y ü içtihâd arz ederlerdi. Gecesini ihyâ eder, ehl ü âilesini de ibâdet için uyandırırdı.
- Ebû Hüreyre radiyallâhu anh'den: Şöyle demiştir: Resûlu'llâh salla'llâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Her kim, imânından dolayı ve mükafatını yalnız Allâh'tan umarak Kadir Gecesi'ni ihya ederse, geçmiş günahları affedilir.
Bin aydan hayırlıdır denmesinin hikmeti nedir? "Bin ay" seksen üç sene dört aylık bir süreye tekabül eder. Geçmişteki salih kimselerin bir ömür boyu kazandıkları manevi mertebeyi bir gece içinde elde etme fırsatıdır. Resulullah (a.s.m.) sahabilere İsrailoğullarından bir kimsenin Allah yolunda bin ay boyunca silâhlı olarak cihat ettiğini anlatmıştı. Sahabiler bunu duyunca şaşırdılar ve kendi amellerini az, gördüler. Bunun üzerine Kadir Suresi indirildi.
Başka bir rivayette Peygamberimiz Sahabilere İsrailoğullarından dört kişinin seksen sene boyunca hiç günah işlemeden ibadet ettiklerini anlattı. Sahabiler bunu hayretle karşıladı. Cebrail Aleyhisselâm geldi, "Yâ Muhammed, ümmetin o birkaç kişinin seksen sene ibadetinde hayrete düştüler. Allah sana ondan daha hayırlısını indirmiştir" diyerek Kadir Suresini okudu ve, "İşte bu senin ve ümmetinin hayran kalışından daha hayırlıdır" buyurdu.(1)
Diğer bir rivayette Resulullah’a bütün ümmetlerin ömürleri gösterilmişti. Kendi ümmetinin ömrünü kısa görünce, ömrü uzun olan ümmetlerin amellerini düşündü. Kendi ümmetinin bu kısa ömürlerinde yaptıkları amellerle onlara ulaşamayacakları endişesi içinde üzüldü. Yüce Allah da Habibine, bu üzüntüsüne mukabil Kadir Gecesini vererek diğer ümmetlerin bin yılından daha hayırlı kıldı. (2)
Kadir Suresi bu hadiseler üzerine nazil olmuştur. Bu sure, Sahabilerin üzüntüsünü hafifleten bir suredir.
Kadir Gecesinin Bu Kadar Faydalı Olmasını Nasıl Açıklarsınız? Evet bir tek Ramazan, seksen sene bir ömür semeratını kazandırabilir. Leyle-i Kadir ise, Kur'an’ın bildirmesiyle bin aydan daha hayırlı olduğu bu sırra kat’i bir delildir. Evet nasılki bir padişah, saltanatında belki her senede, ya tahta geçme merasimi namıyla veyahut başka bir şaşaalı cilve-i saltanatına mazhar bazı günleri bayram yapar. Halkını, o günde umumî kanunlar dairesinde değil; belki hususî ihsanatına ve perdesiz huzuruna ve has iltifatına ve fevkalâde icraatına ve doğrudan doğruya lâyık ve sadık milletini, has teveccühüne mazhar eder. Öyle de: Ezel ve Ebed Sultanı olan onsekiz bin âlemin Padişah-ı Zülcelal'i; o onsekiz bin âleme bakan, teveccüh eden ferman-ı âlîşanı olan Kur'an-ı Hakîm'i Ramazan-ı Şerifte indirmiş. Elbette o Ramazan, mahsus bir bayram-ı İlahî ve bir meşher-i Rabbanî ve bir meclis-i ruhanî hükmüne geçmek, Cenab-ı Hakkın hikmetinin muktezasıdır. Madem Ramazan o bayramdır; elbette bir derece, adî ve hayvanî meşguliyetten insanları çekmek için oruca emredilecek.
Sure neden Kadir Gecesinde indi? Peygamber (a.s.m.) her şeyden önce bir uyarıcıdır. Bu ikaz görevini doğrulukla yapması için emri önce kendi nefsinde uygulaması lazımdı. Nefsine uygulamanın en uygun vakti de gece vaktidir.
Neden "Kadir" Gecesi? Kadir Gecesi hüküm gecesi demektir. Duhan Suresinde açıklandığı üzere İlâhi takdirce belirtilen hükümler Kadir Gecesinde ayırd edilir. Bu anlamda Kadir Gecesine takdir gecesi diyenler de vardır. Aslında eşyanın, işlerin ve hükümlerin miktar ve zamanları ezelde takdir edildiği için burada söz konusu olan takdir, önceden tespit edilen kader programının yerine getirilmesiyle ilgili planların hazırlanmasıdır. (3)
"Kadr" kelimesinde "tazyik" manası da vardır. Buna göre o gece yeryüzüne o kadar çok melek iner ki, dünya onlara dar gelir.
Bir hadiste, "O gece yeryüzüne inen meleklerin sayısı çakıl taşlarının sayısından çok daha fazladır" buyurularak buna işaret edilir. (4)
Kadir Gecesinin Ramazan'ın hangi gecesine rastladığı hususunda pekçok rivayet olmakla birlikte, Ramazan'ın son on gününde aranması tavsiye edilmiştir. Bazı hadis-i şeriflerden de 27. gecesine denk geldiği bildirilmektedir. "Onu yirmi yedinci gecede arayınız" mealindeki hadis bu hususa işaret etmektedir. (5)
Bu rivayetlerin ışığında, İslâm âlimleri Kadir Gecesinin Ramazan'nın yirmi yedinci gecesi olarak kabul etmiş ve böylece Müslümanlar o geceyi Kadir Gecesi niyetiyle ihya edegelmişlerdir. Bunun için mü'minler mümkün mertebe, vakit ve imkânları ölçüsünde Kadir Gecesini değerlendirmeye çalışırlar. Uyku ve istirahatla geçirmemeye gayret ederler. Çünkü bu gecede herbir Kur'ân harfine otuz bin sevap verilmektedir. Diğer ibadetlerin sevabı da o nisbette artış göstermektedir. Kadir Gecesini değerlendirmek ve o vaktin feyiz ve bereketinden istifadeyi arttırmak için namaz kılınır, Kur'ân okunur, Kur'ân tefsirleri mütâlâa edilir. Zikredilir, salavat-ı şerife getirilir. Dualar edilir, Allah'a niyaz ve tazarruda bulunulur. Fakir ve kimsesizler doyurulur, bol bol sadaka verilir. Hâsılı her vesileyle vakit nurlandırılır. Kadir Gecesinin getireceği büyük kazanç hakkında rivayet edilen hadisler en güzel teşvik mahiyetini taşımaktadır.
"Kim inanarak, sevabını ancak Allah'tan bekleyerek Kadir Gecesinde kıyam üzere olursa (uyanık kalıp ihya ederse) geçmiş günahları affedilir." (6)
Bu gecede nasıl dua edelim? Bunu da Hazret-i Âişe (r.a.) vasıtasıyla yine Peygamberimizden, öğrenelim: "Dedim ki, 'Yâ Resulallah, Kadir Gecesine rastlarsam nasıl dua edeyim?’ Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam "Allahümme inneke afüvvün tuhibbü'l-afve fa'fu annî (Allah’ım, Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affeyle) dersin' buyurdu"
Kaynaklar 1) Hak Dini Kur an Dili. 6:4592 2) Muvatta. İtikâf:6 3) Duhan Suresi, 3. 4) Hak Dîni Kur'ân Dili, 9:5970. 5) Müsned, 2:27. 6) Buhari, Siyam: 71, İbni Mâce, Dua
Mehmet Paksu,Mübarek Aylar, Günler ve Geceler
- Perşembe, Ekim 19, 2006 - {5} -
"Hoş geldin ey suskun sevgilim;
Tut sözünü; sus. Mühürle dudağımı, sesimi tut, lâl eyle çığlıklarımı. Nahoş avazların uçurumlarından çek dilimi. Yalanların kuyularından çekip çıkar nefeslerimi. Göklü söz ağaçlarının bengisuyuna kat hecelerimi.
Hoş geldin ey yüzü gamzelim;
B/akışının menzilinde tut gözlerimi. Tir-i müjgan dokunuşlarınla delik deşik et kibrimi. Gör(e)meyip de seni, göster(e)meyip de yanımda yöremde, görür gibi huzurunda tut çaresiz yetimliğimi.
Hoş geldin ay yüzlüm benim;
Tut saçlarımın kakülünden, kaldır yüzümü yerden. Utancımı tebessümünün kıvrımlarına dola, yut. Pişmanlığımı gül yanağının yamaçlarına sar, uyut. Dağıt neşemin saçlarını, hüznün tenine yasla umarsızlığımı.
Hoş geldin ey hesapsız sevincim;
Tut elimi. Avuçlarında tut uzanamadığım uçurum çiçeklerimi. Geri ver uzak dal uçlarına terk ettiğim huzur meyvelerimi. Tut Ferhad'ımın elinden, şirin vuslatların köyüne taşı yüreğimi. Tut Züleyha'mın elini, önü/ardı yırtık gömleklerin kuyusuna zindanına düşürme nefsimi.
Hoş geldin ey ruh ikizim;
Tut, ardında tutulduğum aynalara tut yüzümü... Tut ki aynalarda avuntu bulamayan, bakışlarında kendini tanımayan, özlediğinde kendine varamayan, yüzünü yakmış bir hastayım. Gözbebeğinde tut beni. Ayıplamadan, tiksinmeden bakışının ışığından yüz ver bana. Tut ki resimli el ilanları asılmış bir kayıp çocuğum; duvar diplerine asılı umarsız bakışların kovduğu bir lüzumsuzum. Tut kolumdan, ardın sıra sürükle, yuvama götür. Tut ki mürekkebin hiç hatırını sormadığı yırtık bir kâğıt, kalemin hiç içmeyeceği unutulmuş bir sözüm. Aklında tut beni; diline dola, dudağına değdir, cümlede kullan, tut bir şiire kafiye eyle beni. Tut ki üzerindeki rakamları ciddiye alınmayan kalp parayım. Elinde tut, say beni, inci mercana sat beni. Işığa tut yüzümü; sahih kıl beni.
Hoş geldin ey son tesellim;
Göz yaşımı yanağında tut, taç yapraklarına taşı ağlayışımı. Şehvetin kirinden sıyır, tenin tozundan ayıkla kalbimi.
Hoş geldin ey kalbimin göğü;
Tut kanatlarımdan, rahmete yapıştır teleklerimi, yücelere yükselt bedenimi. Yağmurları tut sakla hüznümün bulutlarında.
Hoş geldin ey bin bahar neşesi;
Tut elimden sımsıcak, karanfillerin kûyuna götür beni, güllerin suyuna kat demimi, demkeş eyle gönlünün pervazına kalbimi.
Hoş geldin ey ışıltılı libasım;
Tut yakamdan, giy beni, giyindir beni, ört bencilliğimi, üşümeye terk etme bendeni. Omuzlarıma sarıl şal gibi, rızana razı eyle beni.
Hoş geldin ey kan davalım;
Tut (i)ki yakamdan, tutukla beni, yetimlerin yüzüne çalıp pare pare eyle cimriliğimi. Bağla ayağımı yokluklara gitmekten. Bileklerimi kelepçele, yasakla ellerime biriktirmeyi..
Hoş geldin ey açlığım;
Tut ve at sahte doymuşluklarımı, teni üzerimden sıyırıp ruhun semâsına savur beni. Çıplak bırak cümle duyarsızlıklardan. Yırt at yüreğimdeki yalancı tesellileri.
Hoş geldin ey sırdaşım;
Tut beni, sobele. Saklandığım yerde bul beni. Şehrayinlere kat. Gizlice kaçır evden. Mahyaların ışığına kat gözlerimi. Kan/dillerin fısıltılarını lerzan gönüllere karıştır. Kanlıyı hunrîz ile barıştır ki ihanetler yatışsın, nefretler sönsün, yalnızlıklar sussun..
Hoş geldin ey gam telim;
Tut getir o mahur besteleri. Notaların ahengine böl kırgınlıklarımı. Şarkı eyle, ezberinde tut kırık sözlerimi. Mızrabının ucunda titretiver yüreğimi, aşka sürgün et kelimelerimi, göklü salkımından emzir kuşluk vaktimin ümitlerini.
Hoş geldin ey güz yağmurum;
Sağanağına tut bu çorak gönlü. Seline kat yangınlarımı. Damla damla denize at kanayan yanlarımı. İçimde uyuyan tohumları uyandır, baharlara taşı/r yüreğimi. Hüznümün sarı yapraklarını toprağa kat.
Hoş geldin ey oruç;
Acıktım sana; sofrana oturt beni. Acıttım içimi; göğsünde avut beni. Aktım sana; damla damla yut beni. Aldandım sahte ışıklara; beşiğinde uyut beni. Ağular içtim bal kâselerinden; döşeğinde sağalt beni. Azaldım nisyanlar içinde; gözlerinde çoğalt beni. Ağına düştüm isyanların; tut elimi, doğrult beni. Ağzına düştüm yalanların; tut dilimi, doğruda tut beni. Ayartısına kandım anlık sevdaların; tut gözlerimi, körelt beni. Arı duru kalamadım, bulandım; el üstünde tut pişmanlıklarımı, durult beni. Tut beni.
SeNai DeMiRCi
- Saturday, Ekim 7, 2006 - {1} -
http://www.diyanet.gov.tr/turkish/karar.asp?id=1138&sorgu=1
a) Astım hastalarının kullandığı sprey
b) Göz damlası
c) Burun damlası
d) Dil altı
e) Endoskopi, kolonoskopi yaptırmak, makat veya ferçten ultrason çektirmek
f) İdrar kanalının görüntülenmesi, kanala ilaç akıtılması
g) Anestezi
h Kulak damlası ve kulağın yıkattırılması
i) Fitil kullanmak, lavman yaptırmak
j) İğne yaptırmak, hastaya serum ve kan vermek
k) Diyaliz
l) Anjiyo yaptırmak
m) Biyopsi yaptırmak
n) Kan vermek
o) Merhem ve ilaçlı bant
bozar mi bozmaz mi genis aciklama icin
http://www.diyanet.gov.tr/turkish/karar.asp?id=1138&sorgu=1
- Pazartesi, Eylül 25, 2006 - {1} -
|
Hakkımda
güzel bir forum adresi....
www.nurforum.org/forum/index.php
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Diyanet Avrupa Hazreti Muhammed sas
Kategoriler
-DESTEK-Dingorevlisi-DuaDemeti-GULLERIN-EFENDISI-hutbeornekleri-hutbedualari-ilmihal-KUTLU-DOGUM-NAMAZ-Yorum-MakalelerALLAHAlmancaAnneBASINbaziilgicekendinibilgilercanakkaleCocukDiyanet_Hac_SorulariDiyanetSinavSorularigenc kalemlerGÜNCELhadisHATIMHikayeAlintilarihurafeibretlerIZLE-DINLEKulakverinizkuranikerimlinklerMERAK-ETTIKLERINIZMillilerimizNE-GUZELneypiyesRAMAZANVEKADIRGECESISAHABEsiirtarihTERIMLERYARDIMYazKuranKursu
Son Yazılar
- YALNIZLIK KAPINI ÇALMADAN... ZEYNEP YETER ARSLAN
- etkinkiller camiler ve din görevlileri haftası
- Ramazan Bayramı Mesajı
- KADİR GECESİ MESAJI
- DİTİB Genel Başkanı Sadi Arslan’ın Ramazan Ayı Mesajı
- 2009 Yılı Sadaka-ı Fıtır Miktarına İlişkin Din İşleri Yüksek Kurulu Kararı
- 3 ay yaz tatiline girilmistir
- Üç Aylar ve Regâip Kandili
- Na't-ı Şerîf
- Gel Uyan Gecelerde
- Bir Gece-Mehmet Akif Ersoy
- Canlara Cânân Diye Sevdim
- İlâhi
- Yoga ve Düşündürdükleri
- Aydınlanmanın ve Pozitivizmin İslam'a Bakışımıza Etkisi
- diyanet 2009 yurtdisi görevlendirme test sinav sorulari
- VII. Avrasya İslam Şurası Sonuç Bildirisi
- Ditib Camii -köln merkez camii-diyanet
- DİTİB – Genel Merkezi ve Merkez Camii
- katliama tepki
- Diyanet
- Hacı Kazım Ozan'ın cenazesi defnedildi
- mardindeki katliam
- İDEAL BİR HUTBE NASIL OLMALIDIR?
- SEVGİLİ DİLENCİSİ...
Arkadaşlarım
• cansofi • aynalibaba • mustafanazif • zandy • atavedin • temizekran • bilalcan60 • esin • aise • azizefedogan • sumeyye2 • yonelis • adaynur2 • ikizler • FATIMA • ahsennur • yunusum • erdemersin • milkboy • sudaayakizleri • mucahid23 • vuslatsevdasi • zamanbitiyor • IsI • ahha • ersince • ozlem405 • gencer • tayyib41 • emremmavi • efrasyap • ankhaber • shekkercik • nstar • islamfelsefesi • sehzade78 • duha • Ozdemir • dinimislam • woelfin • ibnarabi • elki • hakkinrahmeti • ekrem • muzaffererdem • mevlevi • sepya • asu • dewe • vatanim • omasozturk • mag0323 • nurdanhaleler • cemre • ucarsu • yenistil • frekans • adntakimi • sadeceMustafa • sergul • xsindrelax • neslinursema1 • onurhan1907 • nsmc • 1984nilufer • nurum1 • aylin2 • nurtanem • veyis2 • arstekin • barensel • nurla • vuslat78 • calinus • hatto • ahmet36 • KeLeBeKk • alsancakkoyu • zenci • farukk • kalemabi • haticane • ercan14 • bilkentclup • neslinursema2 • UNUTULAN • ertugrultasci • OmerEkinciMicingirt • dostlukrehberi • kerrar • abucum • erdemcabuk • zelyot • teslimiyet • slaytlar • neslinursema • Sunuhat • urungu38 • zahara • hilal17
|