06.01.2009
Prof. Dr. Ali BARDAKOĞLU
Diyanet İşleri Başkanı
06.01.2009
Prof. Dr. Ali BARDAKOĞLU
Diyanet İşleri Başkanı
Düsseldorf ve çevre kentlerde dialog faaliyetlerinde bulunan Rumi-Forum am Rhein e.V., Türk ve Alman akademisyenleri biraraya getirerek ortak sorunlara çözümler arıyor. Düsseldorf Scloss Mickeln'de düzenlenen Rumi-Forum söyleşisinin bu ayki konusu Alman kanallarında yansıtılan Türk imajı ve Türklerin Alman kanallarına bakış açısı oldu.
Hammeran, yaptığı araştırmada 19-49 yaş grubu arasındaki Türklerin, Alman kanallarında yansıtılan Türk imajının kendilerini temsil etmediğini, Alman filmlerinde oynatılan Türk karakterlerin dönerci, bakkal ve filmde problem çıkaran bir karakter olarak oynatıldığını ve bu durumdan çok rahatsız olduklarını söylediklerini belitti. Türk gençlerinin Alman kanallarının yaptığı bu yayın politikasından dolayı Alman kanallarına soğuk baktıklarını belirten Hammeran, Almanya'da yayın yapan Türk kanallarına da değinerek Türk filmlerinin duygusal olduğundan dolayı çok seyredildiğini Alman filmlerin ise Türklere soğuk geldiğini ifade etti. Hammeran, Türk kanallarından yayınlanan haberlerin magazin ağırlıklı olmasından dolayı az seyredildiğini, Alman haberlerin ise daha çok bilgilendirici olduğu için daha çok seyredildiğini belirtti. Hammeran, Türklerin hem Alman haberleri hem Türk haberleri seyrederek değerlendirme yapıp doğrusuna karar verme gibi bir avantajının olduğunu belirtti. Medyanın entegrasyon konusunda büyük sorumluluğunun olduğunu belirten Regina Hammeran, Alman kanallarında oynatılan olumlu bir yabancı karakterin o ülkede yaşayan yabancıları da olumlu yönde etkileyeceğini söyledi.rin hem Alman haberleri hem Türk haberleri seyrederek değerlendirme yapıp doğrusuna karar verme gibi bir avantajının olduğunu belirtti. Medyanın entegrasyon konusunda büyük sorumluluğunun olduğunu belirten Regina Hammeran, Alman kanallarında oynatılan olumlu bir yabancı karakterin o ülkede yaşayan yabancıları da olumlu yönde etkileyeceğini söyledi. RÜSTEM YILDIZ avrupa zaman

Mekke Hastanesi'nde hastalarla ilgilenen Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu'nu, rahatsızlığı sebebiyle ibadetlerini yerine getiremediğini düşünen Şanlıurfalı hacı adayının sözleri duygulandırdı. 77 yaşındaki Fevzi Akkurt, Diyanet Reisi'ne Kâbe'yi ziyaret etmek yerine hastanede yattığını söylerken gözyaşlarına hakim olamadı. Ağır zatürre teşhisi konulduğu için birkaç kez Kâbe ziyareti yapabildiğini anlatan Akkurt, "Doya doya Kâbe'ye gidemedim. Haccım kabul olur mu?" diye ağladı. Bardakoğlu da Akkurt'u teselli ederek, "Burada bulunmak ibadet amca. Niyetin önemli. İnşallah seni ambulansla Arafat'a götüreceğiz. İbadetinde sıkıntı olmayacak." dedi.
Arafat Heyecanı
Hac için dünyanın dört bir yanından kutsal topraklara gelen milyonlarca Müslüman bugün Arafat'ta. Türk hacı adayları konaklayacakları yere ulaştı
Tuncer Çetinkaya'nın haberi
Hac için dünyanın dört bir yanından kutsal topraklara gelen milyonlarca Müslüman bugün Arafat'ta. Türk hacı adayları dün gece üç bölüm halinde konaklayacakları yere ulaştı
Çadırlarda sabahlayan hacı adayları, güneşin tepe noktasında olduğu andan batana kadar ihramlı olarak burada kalacak. Arafat ve Müzdelife'de duaya duran hacı adayları, Mina'da şeytan taşladıktan sonra 'hacı' olacak.
Daha sonra güneşin batışına kadar Allah'a halini arz edecek. Vakfesini tamamlayan adaylar, Arafat ile Mina arasında bulunan Müzdelife'de vakfeye duracak. Diyanet İşleri Başkanlığı, yaşanabilecek izdihamdan dolayı Türk hacıların Müzdelife'de sabah namazına kadar konaklamasına izin vermiyor. Bu bölgede 1 saat kadar vakfe yapacak olan Türkler, bayramın üçüncü gününe kadar devam edecek şeytan taşlama ibadeti için 70 taş toplayacak. Hacı adayları Müzdelife'den sonra Peygamberimiz (sas)'e ilk biatın gerçekleştiği, Hz. İbrahim'in oğlu Hz. İsmail'i kurban etmek için götürdüğü Mina bölgesine yürüyecek. Arafat, Müzdelife ve Mina bölgeleri arasında herhangi tabii bir sınır yok. Mina'da hacı adayları ülkelerine göre kafileler halinde şeytan taşlayacak. İlk gün gerçekleştirilecek şeytan taşlama ve kurban kesiminin adından tıraş olup ihramdan çıkacak Müslümanlar artık hacı sayılacak. Daha sonra da ziyaret ve veda tavafı yapılacak.
Arafat vakfesi için gerekli önlemlerin alındığını belirten Suudi yetkililer, intikalleri kolaylaştırmak için çalışma yapıldığını, özellikle bağlantı noktalarındaki düzenlemelerle daha kolay bir ulaşım sağlanacağını bildirdi. Sivil Savunma yetkilileri de Arafat, Müzdelife ve Mina'ya aktarımların gelişmiş teknoloji ile donatılan merkezlerden takip edileceğini kaydetti
Yardım toplayan Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı (LÖSEV) ile Mehmetçik Vakfı ise kurban kesimi yanında, parasının bağış olarak verilmesini talep ediyor. LÖSEV, kurban bağışlarını 'kesimli-kesimsiz kurban', 'kesimli-kesimsiz adak' olmak üzere dört ayrı kategoride topluyor. Vakıf, internet sitesinde yaptığı açıklamada 'kesimsiz kurban'ı tercih edenlerin ödeyeceği paranın lösemili çocuklar için kullanılacağını belirtiyor.
Diyanet İşleri Başkanlığı, kurban kesimi ile sadakanın karıştırılmamasını istiyor. Başkan Prof. Dr. Ali Bardakoğlu, "Kurban kesmeyip parasını fakirlere dağıtmakla kurban ibadeti yerine getirilmiş olmaz." uyarısını yapıyor.
İlahiyatçı Prof. Dr. Hayrettin Karaman da farklı ibadetlerin birbirinin yerine geçemeyeceğine vurgu yapıyor: "Kurban kesimi, para verilmesi ile yerine getirilmez." zaman mükremin albayrak
Diyanet İşleri Başkanı Ali Bardakoğlu, ''Kurban kesmeyip parasını fakirlere dağıtma şartıyla vekaletle kurban olmaz'' dedi.
Kurbanın sadece İslam dini açısından değil, bütün dinlerde ortak olan bir ibadet olduğunu belirten Bardakoğlu, kurban kesiminde mutlaka hijyenik şartlara uyulması gerektiğini vurguladı
Kurban kesilmesi için verilen paraların başka hayır işlerinde kullanılamayacağını belirten Bardakoğlu, ''Kurban kesmeyip parasını fakirlere dağıtma şartıyla vekaletle kurban olmaz. Onun adı vekaletle kurban değil fakir fukaraya yardımdır. Bir kişi bir kuruma para veriyor, ''bununla kurban kesme fakirlere dağıt, hastane yaptır'' diyorsa sorumluluktan kurtulamaz'' dedi
Kurban kesme gibi hayır işleri yapmanın da önemli olduğunu belirten Bardakoğlu, ''İkisi de ibadettir. Hangisinin daha sevap olduğunu biz bilemeyiz. İbadetleri kabul edecek Allah'tır'' diye konuştu
-BURKİNA FASO-
Bardakoğlu, geçen yıl 30 bin dolayında vekaletle kurban kestiklerini, bu yıl da buna yakın kurban keseceklerini tahmin ettiklerini söyledi.
Yurtdışında aralarında Sudan, Afganistan, Rusya, Litvanya, Bulgaristan, Rusya, Makedonya ve Kırım gibi değişik 22 ülkede vekaletle 8 bin 370 kurban keseceklerini ifade eden Bardakoğlu, ''İmkan olsa Burkina Faso'da da kurban kesmek istediklerini'' ifade etti.
Bardakoğlu, yurt dışında kurban kesebilmek için ulaşım, temsilcilik ve bölgesel imkanların uygun olması gerektiğini vurguladı.
Başkanlığın kaldırılması talebi, mevcut şartlarda ve zaman diliminde "Olmayacak duaya amin demek" kabilindendir. Bu konuyu ayrıca tartışmak gerekir. TESEV'in bu konu ile ilgili olarak yaptığı çalışma meseleyi bütün boyutlarıyla kavramak bakımından kayda değerdir.
Kaldırma talebi yerine ya Diyanet çerçevesinde diğer İslam yorumlarının da temsiline ve bunlara yönelik hizmetlere imkan vermek veya Diyanet'i, ülkenin kahir ekseriyetini teşkil eden Sünnî Müslümanlara bırakıp diğer İslami yorumlardan isteyenlere farklı temsil kurumları oluşturma imkanı vermek daha makuldür ve uygulanabilir gözükmektedir. Hayrettin Karaman
Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Prof. Dr. İzzet Er, İslam'ın israfa kesinlikle müsaade etmeyen bir din olduğunu hatırlatırken, bu doğrultuda ilk olarak dini kuruluşların tasarruf yapması gerektiğini söyledi. Er, sözlerini şöyle sürdürdü: "Enerjinin pahalandığı bir sürece girdik. Bunun gibi tedbirlerin daha sık alınması gerekiyor. Başbakan'ın genelgesiyle birlikte hiç vakit kaybetmeden ülke genelinde çok fazla enerji tüketen ampulleri aynı kalitede ışık sağlayan ancak daha az enerji tüketen ampullerle değiştirme çalışması başlattık. Tüm illerdeki cami, Kur'an kursu ve hizmet binalarımız çalışmaya kısa sürede cevap verdi.
--------------------
Camileri namaz kılmanın yanında eğitim mekanı olarak değerlendirmek isteyen Diyanet mabetlere kadınları da kazandırmak istiyor.
Özellikle merkezî ibadethanelerde küçük yerlerin ayrılması ve abdesthanelerin olmaması kadınları camilerden uzaklaştırıyor.Bu konuda calismalar devam etmektedir
.............................
Alevilik konusunda Diyanet'in görüşlerini açıklayan Er, cemevlerinin ibadethane olarak kabul edilmesinin Aleviliğin İslam'dan ayrı bir din gibi algılanmasına yol açacağını vurguladı. Camilerin, belli bir mezhebin, meşrebin ve inanç grubunun değil bütün Müslümanların ortak mabedi olduğuna dikkat çeken Er, "Cemevlerinin, camilerin alternatifi bir ibadethane olup olmadığı tartışması, Aleviliğin İslâm'dan ayrı bir din olup olmadığını tartışmak anlamına geliyor." dedi.
Prof. Dr. Er, Diyanet'in cemevlerini adab ve erkânın yürütüldüğü kültürel ve mistik kimliği bulunan mekânlar olarak gördüğünü aktaran Er, bu yerlerin yasal sistem içinde sosyal, ekonomik ve kültürel olarak desteklenmesinin yerinde olacağını belirtti.
Mekke'de yaşamını yitiren hacı adaylarının isimleri ve geldikleri şehirler, ''Fatma Dikkollu (60), Samsun, Mustafa Soba (56) Samsun, Abdülbari Hocaoğlu (82) Diyarbakır, Selfinaz Yalnız (74) Karaman, Memet Akın (68) Malatya, Hatice Mendilli (74) Gaziantep, Fatma Kurt (64) Gaziantep, Hüseyin Yumuşak (46) Kütahya ve Sadettin Akdaş (59) Yozgat ,Mehmet Özkaya (81) Sırık, Dursun Durak (73) Kırıkkale, Altun Taranoğlu (67) Trabzon, Ahmet Ünlü (64) Muş ve Dilek Coci olduğu bildirildi'' olarak açıklandı.
Medine'de hayatını kaybeden hacı adaylarının ise ''İsmail İmeci-Giresun, Hamdi Yıldız-Tokat, Mısdık Arslan-Kahramanmaraş, Ahmet Büyükdeveci-Sivas, Döndü Kandemir-Uşak, İsmail Aytekin-Elazığ, Süleyman Şahin-Gaziantep, Gülsüm Tezel-Bartın, Meryem Öğüt-Alanya, Ali Sevmez-İzmir ve Dürüye Güneş-Kırşehir'' olduğu belirtildi.