Allahım,senden başka hiçbir şeyi olmayan ben, senden başka herşeyi olanlara acırım- konfüçyüs

Camilerin altındaki dükkânların kirası Maliye'ye gidecek

Kategori: BASIN

.................

Diyanet İşleri Başkanlığı verilerine göre Türkiye'de 80 bin 53 cami faaliyet gösteriyor. Bu camilerin yaklaşık 35 bini köylerde.

Geriye kalan 55 bini ise il, ilçe ve beldelerde ibadet hizmeti sunuyor. İlçe, il merkezindeki camilerin önemli bir bölümünde ise küçüklü büyüklü dükkânlar faaliyet gösteriyor.

Cami dernekleri tarafından kiralanan veya işletilen bu dükkânlar, uzun zamandır Maliye'nin iştahını kabartıyordu.

Düzenlemeye göre mülkiyeti Hazine'ye ait olan cami ve mescitlerdeki ticari amaçla kullanılması mümkün olan alanların değerlendirilmesi, Maliye Bakanlığı ve Diyanet tarafından yapılacak.

Cami dükkânlarının değerlendirilmesine ilişkin usul ve esaslar, Maliye ve Diyanet tarafından birlikte tespit edilecek. Böylece yasa ile cami dernekleri devreden çıkarılırken, Maliye ile Diyanet arasındaki pazarlık sonucu cami altı dükkânların geliri paylaşılacak.

Kanunun Meclis'ten geçerek kanunlaşmasının ardından daha önce dernekler tarafından kiraya verilen dükkân, işyeri ve diğer müştemilatların kira sözleşmeleri geçersiz sayılacak.

İşletmeciler, Maliye veya Diyanet ile yeni kira sözleşmesi yapacak ya da dükkânı boşaltacak. Gelirin bir kısmı Maliye'ye, bir kısmı ise camilerin bakım ve giderlerine harcanmak üzere Diyanet'e gidecek.

Diyanet böylece geliri olan camiden, geliri olmayan camiye kaynak aktarma şansına kavuşacak. Camilere ait dükkânların kiracıları müftülükler ve defterdarlıklar tarafından yapılacak ihalelerle belirlenecek. Kira gelirleri, açılan banka hesaplarına yatırılacak.


Camilerin mülkiyeti, derneklere ve şahıslara ait olamayacak

Diyanet Teşkilat Yasası'na göre kanunun çıktığı tarihten itibaren yapılacak bütün camilerin mülkiyetinin kamu ya da tüzel kişiliğe ait olması ön şart olacak. Böylece şahıs ve dernekler cami sahibi olamayacak.

 Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra yapılacak cami ve mescitlerin arsalarının Hazine, belediye, köy tüzel kişiliği, diğer kamu tüzel kişiliği ya da Türkiye Diyanet Vakfı adına tescil ettirilmesi gerekecek.

Bu durum, mülkiyeti Hazine'ye ait cami sayısında önemli artış yaşanmasına yol açacak. Böylece kanunun çıktığı tarihten sonra yapılacak camilerin büyük bölümünde işletme hakkı ve gelirleri otomatikman Maliye'ye gidecek.

 ZAMAN

İSA YAZAR

- Pazartesi, Kasım 9, 2009 - yorum {0} - yorum yaz


etkinkiller camiler ve din görevlileri haftası

Kategori: BASIN
http://www.diyanet.gov.tr/turkish/dinhizmetleriweb/dinhizmetleri/camiDinGorHaf/yurtici_2009.asp

- Perşembe, Ekim 1, 2009 - yorum {0} - yorum yaz


Ramazan Bayramı Mesajı

Kategori: BASIN

Tarih: 19.09.2009

“Evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu azaptan kurtuluş” olan mübarek Ramazan ayını geride bırakarak, sevgimizi, umutlarımızı, kardeşlik ve dostluğumuzu, mutluluğumuzu ve kederlerimizi paylaşma, bütün bir toplum olarak kaynaşma günü olan bayrama ulaşmanın huzur ve sevincini yaşıyoruz.

Ramazan ayında, Kur’an’ın evrensel mesajı ve bir bütün olarak İslam hakkında sağlıklı bilgilenme gayretinde olduk ve elde ettiğimiz dini bilgiyi gerek ibadet, gerekse sosyal hayatımıza aktarma imkânına kavuştuk. Bu imkânın yaşattığı haz, sorumluluklarımız hakkında daha da bilinçlenmemize vesile oldu ve böylece inanç, ibadet ve ahlakın güzelliklerini birleştirerek dindarlığımızı daha da derinleştirme fırsatı yakaladık. Nitekim baştan sona bir arınma ve bilinçlenme mevsimi olan bu günlerde; çocuk, genç, yaşlı, kadın, erkek demeden hep birlikte cemaate iştirak ederek camilerimizi şenlendirdik. Zengin-fakir, akraba, komşu iftar sofralarında buluşarak, ekmeğimizi, aşımızı, yüreğimizdeki sevgiyi ve umudu paylaştık. Allah’ın rızasını kazanabilmek için iyi ve güzel davranışlarımızı artırdık. O’nun rızasına uygun olmayan davranışlarımızı da terk ederek üzerimizdeki manevi kirlerden arınma gayretinde olduk. Fitre ve zekâtlarımızı vererek hem bireysel hem de toplumsal anlamda bunun ortaya çıkardığı güzellikleri ve iyilikleri yakinen müşahede ettik ve aynı zamanda paylaşma, hayırda yarışma sorumluluklarımızı yerine getirmenin huzurunu yaşadık. Sadece midemizle değil, zihnimizle, duygu ve düşüncemizle de oruç tutarak iradelerimizi eğittik.

Ramazan ayı boyunca kazandığımız yüksek dindarlık seviyemizi, Kur’an’la bilgilenme gayretimizi, paylaşma duyarlılığımızı, hâsılı bütün güzel hasletlerimizi yılın diğer günlerinde de sürdürebilmek son derece önemlidir. Nitekim ibadetlerde orta yol ve süreklilik Yüce Allah’ın istediği, Sevgili Peygamberimizin tavsiye ettiği bir durumdur. Rahmet peygamberi Muhammed Mustafa (s.a.v.): “İbadetlerin Allah’a karşı en sevimli olanı, az da olsa devamlı olarak yapılanıdır” buyurmuştur.

Bayramlar, her yıl gelip geçen sıradan günler olmaktan öte, dargınlık ve kırgınlıkların giderildiği, barış, sevgi ve esenliğin dalga dalga toplumun bütün kesimlerine yayıldığı, “Ben’i” “Biz” yapan yüce dinimizin rahmet kaynaklı çağrısına kulak verilip, yanı başımızdakinin fark edildiği ve gözetildiği, toplumda açılan sosyal yaraların sarıldığı, birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularımızın yeniden güç kazandığı çok özel günlerdir.

Bayramlarda, sevgi, saygı, özveri, fedakârlık ve güzellikler adına ne varsa harmanlayıp bunları gönülden gönüle sunabilmeliyiz. Yüce Rabbimiz tarafından sayısız nimetlerle donatılan dünyamızı bizlere zindan eden hırs ve bencilliğimizi sorgulayarak “neyimizi paylaşamıyoruz?” sorusuna cevap aramalıyız. Farklı anlayışlarından dolayı insanları yargılamadan, sınıflandırmadan ve ötekileştirmeden gönül kapılarımızı birbirimize açmalı, aramıza koyduğumuz mesafeleri kaldırarak şefkat ve merhamet elimizi birbirimize uzatmalıyız. Varlık sebebimiz ve hayır dualarına her zaman muhtaç olduğumuz anne ve babalarımızı, aile büyüklerimizi, akraba ve komşularımızı bugünlerde ziyaret etmeli, çocukları sevindirmeliyiz. Hastalarımızı, huzur evlerindeki yaşlı vatandaşlarımızı, öksüz, yetim ve engelli kardeşlerimizi ve onlara karşı sorumluluklarımızı hatırlamalıyız.

Bu duygu ve düşüncelerle milletimizin, yurtdışındaki bütün vatandaş ve soydaşlarımız ile İslam âleminin Ramazan Bayramını kutluyor, bu bayramın hepimize, bütün insanlığa barış ve huzur getirmesini Yüce Allah’tan niyaz ediyorum.
Prof. Dr. Ali BARDAKOĞLU
Diyanet İşleri Başkanı

- Saturday, Eylül 19, 2009 - yorum {0} - yorum yaz


KADİR GECESİ MESAJI

Kategori: BASIN

 

Ferdi hayatımızda dindarlığın, sosyal hayatta dostluk, kardeşlik ve dayanışma duygularının yoğun bir şekilde yaşanmasına vesile olan, pek çok hayır ve bereketi bünyesinde barındıran, ilahî af ve mağfiret niyazlarını zirveye taşıyan, şükran hislerimizi canlandırarak bizlere yoksulların, çaresizlerin halinden anlama şuuru veren ve “sabır” denilen yüksek ahlakî meziyetimizi geliştiren oruç ibadetiyle geçirdiğimiz rahmet ve bereket mevsimi Ramazan ayının sonuna yaklaşırken, Yüce Kitabımız’da “bin aydan daha hayırlı” olduğu bildirilen Kadir Gecesini idrak etmenin sevinç ve mutluluğunu yaşamaktayız.

Dini hayatımızda önemli bir yere sahip olan Kadir Gecesinin değeri, insanlığa rehber, şifa ve ebedî mutluluğun anahtarı olarak gönderilen Kur’an’ı Kerim’in o gecede yeryüzü ve beşerle buluşmaya başlamasından kaynaklanmaktadır: "Şüphesiz, biz onu (Kur'an'ı) Kadir Gecesi'nde indirdik. Kadir Gecesi'nin ne olduğunu sen ne bileceksin! Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır. Melekler ve Ruh (Cebrail) o gecede, Rablerinin izniyle her türlü iş için iner de iner. O gece, tan yerinin ağarmasına kadar bir esenliktir." (Kadr, 97/1-5)

Kadir Gecesi, kadrü kıymet bilme, Rabbimizin bizlere sunduğu sayısız nimetlerin farkında olma zamanıdır. Kadir Gecesini gereği gibi anlayıp hakkıyla değerlendirmenin yolu, Kur’an’ı lafzıyla okumanın ve dinlemenin yanında, yaptığı çağrıyı anlamaktan, üzerinde derin bir şekilde düşünmekten ve mana ikliminde yol alarak hayatımızda onu rehber edinmekten geçer.Çünkü Kur’an hem varlık, varoluş, kendimiz ve Yaratanımız hakkında hakikat bilgisinin hem de İslam Medeniyetinin temelini teşkil etmiş, insanlığın yolunu aydınlatmış, fert ve toplum hayatındaki temel ahlakî ve sosyal problemlerin hak ve adalet ekseninde çözülmesine ışık tutacak, insanları geleceğe hazırlayacak ilâhî ölçüleri getirmiş ilahî bir kitaptır. Böyle olduğu için de, Kur'an'ı anlamaya ve onun getirdiği güzellikleri yaşamaya çalışan her insan, her gecesini Kadir Gecesi gibi değerlendirme imkanı elde edebilir.

Bu gece aynı zamanda esenlik ve güvenliğin her tarafa yayıldığı, sema kapılarının açıldığı, dua ve tövbelerin kabul edildiği bir kutlu gecedir. Bizler, hayatımızın çok hızlı seyreden akışı içinde böylesi müstesna geceleri kendimizi yenileme fırsatı olarak değerlendirmeli, hikmet gözüyle kendimizi sorgulayıp, özeleştiri yapıp, işlediğimiz hatalara tövbe edip af ve bağışlanma dilemeliyiz. Bu gecede, kendimizle, Yüce Yaratıcımızla ve çevremizle barış içinde yaşamanın ve hayatımızı anlamlı kılmanın yollarını aramalı, kendimiz, ailemiz ve bütün insanlık için dua etmeliyiz. Sevgili Peygamberimiz (a.s.) bu mübarek gece ile ilgili olarak, "Kim inanarak ve sevabını Yüce Allah'tan umarak Kadir Gecesi'ni ihya ederse onun geçmiş günahları bağışlanır" buyurmuş ve bu gece, "Allah'ım! Sen affedicisin, affetmeyi seversin, beni de affet" diye dua etmemizi tavsiye etmiştir.

Bu duygu ve düşüncelerle, aziz milletimizin, soydaş ve dindaşlarımızın Kadir Gecesini tebrik ediyor ve bu gecenin, insanlığın barış, huzur ve saadetine, bütün müminlerin de affına vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.   

 Prof. Dr. Ali BARDAKOĞLU
Diyanet İşleri Başkan

- Cuma, Eylül 11, 2009 - yorum {0} - yorum yaz


DİTİB Genel Başkanı Sadi Arslan’ın Ramazan Ayı Mesajı

Kategori: BASIN
20 Ağustos 2009 Perşembe günü teravih namazını birlikte eda ederek, 21 Ağustos 2009 Cuma günü, evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu da cehennemden kurtuluş olan Ramazan ayını idrak etmiş olacağız.

Ramazanın iki anlamı vardır. Birincisi, yaz aylarının sonunda ve güz mevsiminin başında yağan ve yerdeki her türlü toz ve kirleri temizleyen yağmur anlamına gelmektedir. Bu yağmur nasıl yeryüzünü yıkayıp tozlardan temizliyorsa, Ramazan ayı da mü'minleri günahlardan öylece temizler. Ramazanın bir diğer anlamı da, “Yanmaktır”. Yani Ramazan, oruçlu olan müslümanın günahlarını yakarak yok eder.

Her iki mânânın birleştiği noktaya dikkat edildiğinde, Cenab-ı Hakk’ın rızasını kazanmak için oruç tutan bir mü’minin günahları, Ramazan ayı içerisinde yok olacaktır. O kişi günahsız, mutlu ve huzurlu bir kul olarak Rabbi’ne kavuşmanın bahtiyarlığına erişecektir.

Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de: "Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an’ın indirildiği aydır. Öyleyse sizden Ramazan ayına ulaşanlar onda oruç tutsun" buyurmaktadır. (Bakara Suresi, Ayet: 185) Öncelikle böyle kıymetli ve içerisinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’nin de bulunduğu günahlardan kurtuluş ayı mübarek Ramazana bizleri kavuşturduğu için Rabbimiz’e sonsuz şükürler olsun.

Muhammed b. İshak b. Huzeyme’nin sahih hadis kaynaklarından olan "Sahih" adlı eserinde yer alan bir hadis-i şerifte belirtildiği gibi, Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v) okudukları bir Ramazan hutbesinde müslümanlara şöyle hitap etmişlerdir: “Ey müslümanlar, büyük ve mübarek bir ayın gölgesi üzerinize düştü. Bu, içinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir Gecesi’nin bulunduğu bir aydır. Bu ay, Allah’ü Tealanın, orucu farz kıldığı mübarek bir aydır. Bu ayda kim bir hayır işlerse, başka zamanlarda bir farzı yerine getiren kimse gibi sevap kazanır. Bir farzı eda eden de, başka aylarda yetmiş farzı yerine getirmiş gibi sevap alır. Bu ay sabır ayıdır. Sabrın karşılığı da cennettir. Bu ay iyilik, yardım ve eşitlik ayıdır. Bu ay, mü'minin rızkının arttığı bir aydır. Kim bir oruçluyu iftar ettirirse, bu, onun günahlarının bağışlanmasına ve cehennemden kurtulmasına sebep olur, ayrıca iftar ettirdiği müslümanın aldığı sevaptan bir şey eksilmeksizin onun kazandığı kadar da sevap kazanır” buyurmuşlardır.

Ramazan ayı, aynı zamanda manevi bir eğitim ayıdır. Böyle faziletli bir ayda, yüce Allah’ın rızasına  ulaşmak için sevgi, dostluk, fedakârlık, arkadaşlık, hoşgörü, bağışlama gibi duygularımızı geliştirmeli, nefret, kin, öfke, kibir, bencillik, hırs ve şiddet gibi duygulardan da arınmalıyız. Daha çok dua ederek, fakir ve öğrencilere yardımda bulunmalıyız.

Bu ayda, yüce Allah'ın bütün insanlığı doğal afetlerden, terör vahşetinden ve her türlü kötülükten koruması için sürekli dua edilmeli ve tüm olumsuzluklardan uzak durulmalıdır. Sevgi, saygı ve hoşgörü asla vazgeçemeyeceğimiz temel erdemler olarak hayatımıza hakim olmalı ve bu ayda kazanılan güzellikler, hayatımızın bundan sonraki dönemlerinde de gelişerek devam etmelidir.

Bu duygu ve düşüncelerle, bütün müslümanların Mübarek Ramazan ayını tebrik eder, bu kutlu ayın, yapılan duaların kabulüne, İslam aleminin birlik, dirlik ve beraberliğine, bütün insanlığın huzur ve barışına vesile olmasını Cenâb-ı Hakk’tan niyaz ederim.

- Çarşamba, Ağustos 19, 2009 - yorum {1} - yorum yaz


2009 Yılı Sadaka-ı Fıtır Miktarına İlişkin Din İşleri Yüksek Kurulu Kararı

Kategori: BASIN


Tarih: 29.07.2009

Din İşleri Yüksek Kurulu, 20.07.2009 günü saat 10:00’da Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanvekili Dr. Ekrem KELEŞ’in başkanlığında toplandı.

Dini Soruları Cevaplandırma Komisyonunun 2009 Yılı Sadaka-ı Fıtır miktarı ile ilgili kararı görüşüldü. Asgari ücret geçim standardı ve gıda fiyatları gibi kriterler ile, bir kişinin günlük asgari gıda ihtiyacı göz önüne alınarak, 2009 Yılı Ramazan ayının başlangıcından, 2010 Yılı Ramazan ayının başlangıcına kadar olan sürede Sadaka-ı Fıtır miktarının 6.50 (Altı Lira Elli Kuruş) olarak belirlenmesine Sadaka-ı fıtrın ayni olarak ödenebileceği gibi nakden de ödenebileceğine,

Belirlenen bu miktar asgari bir miktar olup, ideal olanın ise kişinin yaşam standartlarına göre, ailesinde günlük olarak kişi başına düşen harcamalarına karşılık gelen bir meblağın verilmesi olduğunun tavsiye edilmesine karar verildi.


DİN İŞLERİ YÜKSEK KURULU BAŞKANLIĞI

- Pazar, Ağustos 2, 2009 - yorum {0} - yorum yaz


VII. Avrasya İslam Şurası Sonuç Bildirisi

Kategori: BASIN
  

VII. AVRASYA İSLAM ŞÛRASI
TEŞKİLATI TOPLANTISI
İSTANBUL 2009
SONUÇ BİLDİRGESİ


Ortak dini, tarihi, kültürel bağlarla birbirlerine bağlı olan Avrasya coğrafyasındaki Müslüman ülke ve toplulukların dini idare temsilcilerini barış, kardeşlik ve karşılıklı bilgi ve tecrübe paylaşımı ekseninde buluşturan Avrasya İslam Şurası yedinci toplantısını 12-15 Mayıs tarihlerinde İstanbul’da gerçekleştirmiştir. Başta dini idare başkanları olmak üzere 42 ülke ve topluluktan 100’ü aşkın ilim adamının katıldığı toplantıda, Avrasya İslam Şurası’nın geçmiş dönem çalışmaları, geleceğe yönelik yapılanması, üye ve katılımcı ülkelerin güncel problemlerinin yanında, “Dini Bilginin Kaynakları, Üretimi ve Yenilenme Yöntemleri” konusu farkı açılardan müzakere edilmiştir.

Açılış oturumu dışında, “Avrasya Coğrafyası Dini Kurumların Dini Bilginin Kaynaklarına İlişkin Durum ve Tutumları”, “Avrasya Coğrafyasında Kadim Dini Bilgi ve Aktüel Değeri”, “Avrasya Coğrafyasında Dini Bilginin Güncel Kaynakları”, “Avrasya Coğrafyasında Dini Bilginin Üretimi ve Yenilenme Yöntemleri” ve “Avrasya Coğrafyasında Dini Bilgi Üreten Kurumlar” şeklindeki başlıkların detaylandırıldığı beş ayrı oturumda, dört gün boyunca yapılan müzakereler sonucunda bazı tespit ve değerlendirmeler yapılarak aşağıdaki kararlar alınmıştır.

1. Avrasya İslam Şurası üyeleri hem ülkelerinde hem de bütün dünyada barış, müsamaha, karşılıklı sevgi ve saygı içinde yaşanmasının hem İslam dininin gereği hem de 21. Yüzyılın en hayırlı ihtiyacı olarak görmekte; din özgürlüğünün gelişmesini bu barış ortamının tesisi için zorunlu görmekte, kim adına ve ne sıfatla olursa olsun şiddet, terör, aşırılık ve baskıyı şiddetle kınamakta; islamofobyayı, her hangi bir dinin veya milletin genel bir suç ve itham konusu yapılamasını da aynı derecede insanlığın barış dolu geleceği önündeki en büyük engellerden biri olarak görmektedir.

2. Günümüzde İslam medeniyetinin tarihten gelen zengin bilgi ve tefekkür birikiminin ve bu alanda taşıdığı yüksek potansiyelin bilinmesine ve tanıtılmasına, bu yönde eğitim ve öğretimin geliştirilmesine büyük ihtiyaç vardır. Bu Müslümanların özgüvenini ve aidiyet bilincini artıracak, İslam hakkında ön yargıları azaltacak, bilginin hakemliğinde insanları buluşturarak, din adına veya dinlerin çatıştırılması amacıyla yapılan yanlışları önleyecek ve çağın umutlarını güçlendirecektir.

3. 1990’lı yıllardan itibaren Avrasya coğrafyasındaki Müslüman dini kurumların, din hizmetleri, yaygın ve örgün din eğitimi, din alanında lise ve yüksek öğretimi, dini ve tarihi açıdan bir arada yaşama tecrübesini yaygınlaştırma gibi konularda yoğun faaliyet gösterdiklerini, 2000’li yıllarda daha istikrarlı kurumsal yapı ve stratejiye kavuşmuş olduklarını müşahede etmek bütün Şura üyeleri tarafından memnuniyetle karşılanmıştır.

Bu gelişme ve açılımlara paralel olarak din eğitimi ve öğretimi alanlarında, dinin doğru bilgisinin yine dinin temel kaynakları ve ortak tarihi yorum geleneğinden hareketle güncel sorunlara cevap verecek ve günümüz insanına hitap edecek tarzda geliştirilmesine; gerek klasik kaynaklarımızın ilmi araştırmalara konu yapılması, gerekse yeni telif eserlerin hazırlanmasında yeni bir hamle ve organizasyon ağı ile kısa zamanda bunların başta ilim adamları olmak üzere geniş toplum kesimlerine yaygınlaştırılmasına ihtiyaç vardır. Avrasya İslam Şurası İcra Kurulu’nun yeni çalışma döneminde bu hususlara öncelik vermesi kararlaştırılmıştır.

4. Avrasya coğrafyasının farklı yerlerinde yetişmiş ve halihazırda sadece bu halkların değil bütün Müslümanların zihninde ve gönül dünyasında yer etmiş olan büyük alimlerin eserlerinin ilmi neşir ve tahkiklerinin yapılarak, çok dilli olarak basımının gerçekleştirilmesi bilgi geleneği ve bilginin paylaşımı adına büyük önem taşımaktadır. Gerek dini gerekse tecrübi bilginin kaydedildiği, sistemleştiği ve öğretildiği Avrasya coğrafyasının bu zengin mirasının yerel dini idarelerin öncülüğünde yeniden yayına hazırlanması, üzerlerinde ilmi çalışmalar yapılması, yerel dini geleneklerin ihyasında büyük önem taşımaktadır.

5. Avrasya coğrafyasının köklü dini, tarihi ve kültürel mirasının, dini bilgi ve düşünce başta olmak üzere, dinin toplum tarafından algılanış ve uygulanışına dair konuları, disiplinler arası bir yaklaşımla ele alacak bir “Avrasya İslam Araştırmaları Enstitüsü”nün, Türkiye’nin ilmi geleneği, konumu ve öğretim kadrolarıyla güçlü bir üniversitesinde kurulmasına yönelik çalışmalara ivedilikle başlanması ve bu merkez üzerinden sair Şura üyesi ülke ve toplulukların ilmi kurum ve kuruluşları ile ortak çalışmalar yapılması son derece lüzumlu bulunmuş ve buna yönelik çalışmalar yapılması benimsenmiştir.

6. Şura üyesi ülke ve toplulukların din eğitim ve yüksek öğretim alanlarındaki müfredat ve ilmi yaklaşımlarının, birbirine akredite hale getirilmesine yönelik olarak çalışılması benimsenerek; bu tür kurumlardan mezun olan öğrencilerin ülkelerinin dini ve kültürel dokusuna uygun önemli hizmetler sunmak üzere istihdamlarına öncelik verilmesi hususunda azami gayret gösterilecektir.

7. Türkiye üniversiteleri İlahiyat fakültelerinde, gerek Avrasya coğrafyası, gerekse Batılı ülkelerden gelen öğrenciler dikkate alındığında, farklı coğrafi bölgelerin ihtiyaç ve özelliklerini hesaba katarak çeşitlenen müfredata sahip bir “Uluslararası İlahiyat Fakültesinin” tesis edilmesi, bu önemli hizmet ve tecrübeyi daha verimli hale getirilecektir.

8. Avrasya coğrafyasındaki İslam üniversiteleri, ilahiyat fakülteleri ve akademik nitelikli diğer araştırma merkezlerinin, müfredatlarının hazırlanması, projelerin geliştirilmesi, öğretim üyesi değişimi ile yayın alanlarında işbirliği yapılması, dini idarelerin kendi ülkelerindeki bu kurumlarla ortak çalışmalar yürütmeleri, Avrasya bölgesinde düşünce birliği ve dayanışmasınin oluşturulması açısından önem arz etmektedir.

9. Yeni nesillerin din konusunda yanlış yönlendirilmesine mahal vermemek amacıyla, genel anlamda din, özel anlamda ise İslam konusunda, geleceğimizin ve toplumsal huzurun garantisi olan nesillerimizin katılacağı din derslerine, eğitimde bütünlük ilkesi doğrultusunda örgün eğitim içinde yer verilmesinin son derece lüzumlu olduğuna; Şura üyesi ülke ve toplulukların bu konudaki tecrübe paylaşımına ağırlık vermelerine; oluşturulacak ortak komisyonlarla din dersi taslak program ve eğitim materyalinin hazırlanması cihetine gidilmesine karar verilmiştir.

10. Avrasya coğrafyasındaki kütüphanelerde varolan yazma eserlere dair fihristlerin taranması, gerektiğinde yeni kütüphane kataloglarının hazırlanarak ortak envanterin oluşturulması, paylaşılması ve önemli görülen yazma eserlerin ilmi neşirlerinin yapılması, farklı dillere çevrilerek basılması, bu coğrafyadaki bilgi kaynakların keşfedilmesi ve güncellenmesi açısından önemli görülmektedir.

11. Avrasya coğrafyasındaki dil ve lehçelere yapılan Kur’an çevirilerinin bazılarında önemli kavram ve anlam hataları yapıldığı tespit edilmiştir. Bu tür Kur’an tercümelerinin yeni baskıları ancak İslami ilimlere ve terminolojiye vukufiyeti haiz olan ehil kişiler tarafından gözden geçirildikten sonra yapılmalıdır. Aynı şekilde, bundan sonra yapılacak Kur’an meallerinin mütercimlerinin belirlenmesinde dil uzmanlığının yanında İslami ilimlere ve terminolojiye vukufiyetin esas alınması; çeviri sürecinin başlangıçtan sonuna kadar ilgili dini idare tarafından oluşturulabilecek bir komisyonun sorumluluğunda yürütülmesi zorunlu görülmektedir.

12. Avrasya İslam Şurası’nın I., II., ve V. toplantılarında alınan kararlar doğrultusunda Ramazan ayının ve dini bayramların bütün İslam dünyasında aynı tarihte başlaması ve kutlanması konusunda İslam ülkelerinin birlikte hareket etmesine zaruret derecesinde ihtiyaç vardır. Bu konuda Avrasya İslam Şurası adına İslam Konferansı başta olmak üzere ilgili ülke ve merciler nezdinde gerekli girişimlerde bulunmak üzere Türkiye Cumhuriyeti Diyanet işleri Başkanı Prof. Dr Ali Bardakoğlu başkanlığında bir heyetin yetkilendirilmesi kararlaştırılmıştır. (15 Mayıs 2009, İstanbul)

- Cuma, Mayıs 15, 2009 - yorum {0} - yorum yaz


Son Sayfa Sonraki Sayfa
Hakkımda
güzel bir forum adresi.... www.nurforum.org/forum/index.php
Ana Sayfa
Profilim
Arşiv
Diyanet
Avrupa
Hazreti Muhammed sas
Kategoriler
  • -DESTEK
  • -Dingorevlisi
  • -DuaDemeti
  • -GULLERIN-EFENDISI
  • -hutbeornekleri-hutbedualari
  • -ilmihal
  • -KUTLU-DOGUM
  • -NAMAZ
  • -Yorum-Makaleler
  • ALLAH
  • Almanca
  • Anne
  • BASIN
  • baziilgicekendinibilgiler
  • canakkale
  • Cocuk
  • Diyanet_Hac_Sorulari
  • DiyanetSinavSorulari
  • genc kalemler
  • GÜNCEL
  • hadis
  • HATIM
  • HikayeAlintilari
  • hurafe
  • ibretler
  • IZLE-DINLE
  • Kulakveriniz
  • kuranikerim
  • linkler
  • MERAK-ETTIKLERINIZ
  • Millilerimiz
  • NE-GUZEL
  • ney
  • piyes
  • RAMAZANVEKADIRGECESI
  • SAHABE
  • siir
  • tarih
  • TERIMLER
  • YARDIM
  • YazKuranKursu
  • Son Yazılar
    - Asıl değişen sizin kalbiniz
    - Camilerin altındaki dükkânların kirası Maliye'ye gidecek
    - YALNIZLIK KAPINI ÇALMADAN... ZEYNEP YETER ARSLAN
    - etkinkiller camiler ve din görevlileri haftası
    - Ramazan Bayramı Mesajı
    - KADİR GECESİ MESAJI
    - DİTİB Genel Başkanı Sadi Arslan’ın Ramazan Ayı Mesajı
    - 2009 Yılı Sadaka-ı Fıtır Miktarına İlişkin Din İşleri Yüksek Kurulu Kararı
    - 3 ay yaz tatiline girilmistir
    - Üç Aylar ve Regâip Kandili
    - Na't-ı Şerîf
    - Gel Uyan Gecelerde
    - Bir Gece-Mehmet Akif Ersoy
    - Canlara Cânân Diye Sevdim
    - İlâhi
    - Yoga ve Düşündürdükleri
    - Aydınlanmanın ve Pozitivizmin İslam'a Bakışımıza Etkisi
    - diyanet 2009 yurtdisi görevlendirme test sinav sorulari
    - VII. Avrasya İslam Şurası Sonuç Bildirisi
    - Ditib Camii -köln merkez camii-diyanet
    - DİTİB – Genel Merkezi ve Merkez Camii
    - katliama tepki
    - Diyanet
    - Hacı Kazım Ozan'ın cenazesi defnedildi
    - mardindeki katliam