Emin Muhammed (sav) e binlerce defa salevat...

ANNE

Pazartesi, Mayıs 12, 2008 · Kategori: Anne

http://www.diyanet.gov.tr/turkish/DIYANET/2005aylik/mayis/Diyanet/Diyanet.html

http://www.diyanet.gov.tr/turkish/DIYANET/2004aylik/mayis/aylik/index.html

http://www.diyanet.gov.tr/turkish/DIYANET/2006aylik/mayis/aylik/Diyanet.html

http://www.diyanet.gov.tr/turkish/DIYANET/2007aylik/mayis/aylik/Diyanet.html

İslâm’da Ailenin Önemi Ve Çözülme Sebepleri

Toplumun çekirdeğini aile oluşturur. Bir toplumun geleceğini tahmin etmek ‘değerler’ açısından aile yapısına bakmakla mümkündür. Değerler; kültür ve topluma anlam veren ölçütlerdir. Toplumun geneli ortak değerler üzerinde uzlaşır. Çünkü değerler, toplum fertleri tarafından paylaşılır, ciddiye alınır. Zira değerler, sosyal ihtiyaçların karşılanmasında fert ve topluma motivasyon işlevi kazandırır. Değerler, coşkularla birlikte bulunur; kişiler yüce değerler için özveride bulunur; savaşır ve hatta ölürler. (Fichter, Joseph, Sosyoloji Nedir?, çev. N. Çelebi, Konya, ts., s. 143) Burada sözü edilen değerler, kaynağı aşkın olan bir güce dayanır ki, biz buna ‘manevî değerler’ adını veriyoruz. Toplumumuzun %90’ı Müslüman olduğuna göre, bizde en üst kimlik din olup, yegâne değer ölçümüz de İslâmiyet’tir.

http://www.diyanet.gov.tr/turkish/o/5_09_6.asp

Prof. Dr. Ramazan Altıntaş
Cumhuriyet Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi

--------------------------------------------------------------

Modern Zamanlarda  Annelik

 Teknolojik gelişmeler, tarih içinde birçok buluşun ve düşünce akımlarındaki gelişmelerin etkileşimi ve bilgi birikimi ile ortaya çıkmaktadır. Teknik ilerlemeler, insanlığın doğuşu ile birlikte sözkonusudur. Ancak, Batı’da 18. yüzyılda sanayileşme devrimi ile başlayan ve günümüze kadar gelen dönemde, teknik gelişmeler ve ortaya koyduğu toplumsal olgular daha önceki dönemlere göre çok hızlı ve büyük ölçeklerde olmuştur. Hatta son yirmi yıl içindeki iletişim teknolojisindeki gelişmelerle birlikte bahsedilen bilgi toplumu döneminde teknolojik bilginin süratli değişiminin insan hayatını da etkilediğine şahit olunmaktadır. Bu gelişmelerin seyri Batı’dakinden farklı şekillerde olsa bile toplumumuzun derinden etkilendiği, hem temel kurumların hem de bireylerin hayat tarzına kadar toplumsal yapımızın farklılaştığı, önemsenmesi gereken bir husustur. (Şadoğlu, Yaşar, Kadın Kimliği, 1997) Tüm bu gelişmeler günümüzün “modern zaman” olarak nitelenmesini gerektirmiştir. Modern zaman, geleneğin önem ve değerini kaybettiği, yeni formlar alarak şekillendiği ya da farklılaştığı bir ölçüye de işaret etmektedir.

Kentleşme ve içi boşaltılan değerler

Ülkemizde 1950’li yıllarla birlikte yaşanan kentleşmenin kaotik ve istenmeyen sonuçlarından biri, değerlerin boşalmasıdır. Kırdan göçen insanın kendine ait olan kimliği, değerleri ve ideallerinin kentte karşılığını bulamaması nedeniyle ve tutunduğu değerlerle örtüşmeyen yapının daha baskın olmasıyla büyük bir çelişki ve gerilim yaşanmıştır. Bu gerilimle birlikte toplumsal yapımızda ortaya çıkan ve sosyolog Ogburn’un tabiriyle “kültürel boşluk” olarak tanımlanan bir olumsuz süreç              yaşanmaktadır. Sözkonusu sürece sebep olan kentleşme serüvenimiz, aslında bireyin toplumsal hayatta en önemli dayanaklarından olan değer ve değer yargılarının      zamanla içinin boşalmasıyla ve tanımsızlaşmasıyla gelişen bir sürecin başlangıcıdır. Modern zamanlarda annelik bu durumdan etkilenen ve geleceğin toplum yapısını da etkileyecek olan önemli bir kilit noktasıdır.

http://www.diyanet.gov.tr/turkish/o/5_09_1.asp

Semra Demirkan

Aile ve Sosyal Araştırma Uzmanı

 

-----------------------------

 

 

İnsan Yetiştirme Sanatı: Annelik

Annelik, insan yetiştirme sanatıdır. Annelik, babalıktan en az üç adım önde gelir. Annemiz, pek çok şeyi kendisinden öğrendiğimiz ilk öğretmenimiz, zor zamanlarda kendimizi kucağına attığımız, yanımızda olmadığı zamanlarda bile anam deyip manevî kucağına sığındığımız şefkat meleğimizdir. Bugün toplumumuzda ağlayan analar var. O halde anaları ağlatanlardan olmamaya, onları senede birkaç gün değil her zaman, hayatlarında ve ölümlerinden sonra bile hoşnut etmeye gayret etmeliyiz. Zira cennet, anaların ayağı altındadır. Cennete giden yol, ananın rızasından geçmektedir. Her namazda okuduğumuz Rabbena duasında kendilerini andığımız anne babamızla sağlıklarında iyi geçinip onların duasını almaya çalışmalıyız. Anne baba olunca,  çocuklarımızdan beklediklerimizin daha fazlasını anne babalarımıza yaparak onlara örnek olmalıyız. Unutmayalım ki anne baba hakkı ve sevgisi, onları huzur evlerine mahkum ettikten sonra, orada onları ziyaret emekle ödenmeyecek kadar büyük bir hak, engin bir sevgi ve saygı selidir. İnsanı en güzel bir şekilde yaratmış olan Yüce Allah, ona akıl denen nimeti vererek onu bütün yaratıklardan üstün kılmıştır.

Prof. Dr. Ali Akpınar

Cumhuriyet Üniv. İlâhiyat Fak.

http://www.diyanet.gov.tr/turkish/o/5_09_2.asp

 

 

----------------------

Aile İçi İletişimde Altın Kurallar

16- “Ah Olsaydı“ sendromuna dikkat: Bu sendrom, daha çok şeye sahip almayı teşvik eden, kapitale dayalı sistemin bir sonucudur. Beklenti düzeyini yükseltir. Çok şeye sahip olduğu halde mutlu olamayan insanlar çoğalır. Sahip olduğu şeyin değerini bilen ama çoğu hedefleyen insan tehlikeden kurtulur. Yetinme duygusu yani kanaat, tembelliğe itmemeli ama nankörlük gibi bir çirkin özellik evliliğe çok zarar verir. Daha iyiyi isterken sahip olduğu şeylerin farkına varmayan insana nankör denir. Doyumsuz eşler ciddi evlilik sorunlarına neden olurlar.

17- Şefkatin önemi: Sevgiden farklı bir duygudur. Şefkat, karşılıksız sevgi olarak da söylenebilir. Annenin çocuğuna verdiği en önemli hediyedir. Ruhsal bir enerjidir ve  verdiği kimseyi de vereni de iyi hissettirir,  şefkat şefkati doğurur. Vicdana giden duygudur, iç sesi, içteki uyarı sistemini harekete geçirir. Bu duyguya sahip kişi bilerek kötülük yapmaz. Şefkatli kişilerin iyi eş olmaları daha kolaydır. Yumuşak ve sıcak kalpli insanları kim sevmez ki. Şefkatli insan, aynı zamanda bağışlayıcı da olur, affetmeyi başarır. http://www.diyanet.gov.tr/turkish/o/5_09_5.asp

Prof. Dr. Nevzat Tarhan

İnsani Değerler ve Ruh Sağlığı Vakfı Başkanı

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

ŞİİR

Saturday, Mayıs 10, 2008 · Kategori: Anne

Allah'ın rızası anne ve babanın rızasındadır. Allah'ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir.”
(Tirmizî, (25) Birr, 3, had. no: 1899.) Hadis

 

ŞİİR

 

ANNEM

 

Canım oldun, damarımda kanım oldun

Kalbime bir güneş gibi doğdun

Hayata tutunduğum dalım oldun

Beni bırakmayan bir tek sen oldun anne

 

İçimdeki boşluğu sen doldurdun

Sevginle şefkatinle hep yanımda oldun

Hastalığımda bir bardak suyum oldun

Senin hakkını nasıl öderim anne

 

Yıllarca hem babam, hem anam oldun

Beni bütün kötülüklerden korudun

Bana doğru yolu buldurdun

Senin hakkını nasıl öderim anne

 

Yemedin yedirdin, giymedin giydirdin

Yürüttün, büyüttün, sabırla adam ettin

Bana sevgi şefkatle kol kanat gerdin

Seni unutmak hiç mümkün mü anne

 

Sen benim hem canım, hem cananımsın

Damarımda dolaşan sımsıcacık kanımsın

Allah’ım beni sensiz, yalnız bırakmasın

Çünkü sen benim güvendiğim dağımsın.

 

Ayhan Karaaslan

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

sevgili ziyaretciler

Perşembe, Nisan 24, 2008 · Kategori: Anne

http://dingorevlileri.blogcu.com/hutbeVEhutbedualari/page2  haftanin hutbesi islamda adalet

 

 

http://dingorevlileri.blogcu.com/Anneler/

http://dingorevlileri.blogcu.com/Anneler/page2

sonraki sayfalari buradan takip edebilirsiniz

 

 

 

linkinden annelere ait dosyalara ulasabilirsiniz

sizlere bir de ilahi dinletmek istiyoruz

 

http://www.youtube.com/watch?v=nQDQCpC1HeU

 

annelerimizin ve büyüklerimizin ellerinden öperiz

Anneler gününüz 365 gün olsun

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

ANNE

Çarşamba, Nisan 23, 2008 · Kategori: Anne

İlk kundağın
Ben oldum, yavrum;
İlk oyuncağın
Ben oldum!
Acı nedir, tadı nedir? Bilmezdin:
Dilin, damağın ben oldum!
Elinin ermediği, Dilinin dönmediği Çağlarda, yavrum;
Kolun, kanadın ben oldum..
Dilin, dudağın ben oldum!

Belki kıskanırlar diye Gördüklerini,
Sakladım gözlerden Gülücüklerini:
Tülün duvağın Ben oldum!

Artık isterlerse, adımı
Söylemesinler bana:
"Onun annesi" diyorlar..
Bu yeter, sevgilim, bu yeter bana!
Bir dediğini iki
Etmeyim diye öyle çırpındım ki
Ve seni öyle sevdim, sana O kadar ısındım ki..
Usanmadım, yorulmadım, çekinmedim...
Gün oldu, kırdın..
İncinmedim:

İlk oyuncağın Ben oldum, yavrum,
Son oyuncağın Ben oldum!
Lâyık değildim; Lâyık gördüler: yavrum,
Annen oldum, yavrum, Annen oldum!

Arif Nihat Asya

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

Önce Anne

Çarşamba, Mart 5, 2008 · Kategori: Anne

Kur’ân-ı Kerîm’de, "ana-babaya saygı gösterilmesi" emredilen bir çok âyet-i kerîmede (5) anne, öncelik verilerek zikredilmiştir. Bu öncelik, annenin babadan daha saygıdeğer olduğuna dikkati çekmektedir.

Bir gün Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz’e bir kimse geldi ve:

"Benim kendisine hizmet ve ülfet etmeme, insanlar içinde en lâyık ve en çok hakkı olan kimdir?" diye sordu.

Rasûlullâh (s.a.v.):

"Anandır." buyurdular. O zât:

"Sonra kimdir?" dedi. Rasûlullâh (s.a.v.) yine:

"Anandır." buyurdular. O zât tekrar:

"Sonra kimdir?" deyince, Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimiz tekrar:

"Anandır." buyurdular. O zât yine:

"Sonra kimdir?" diye sorunca, Rasûlullâh (s.a.v.) bu sefer:

"Babandır." karşılığını verdiler. (6) Bu hadîs-i şerîf de, annenin evlâd üzerinde babaya nisbetle üç misli iyilik ve ihsân hakkı olduğunu açıkça ifâde eder.

Veysel Karanî Hazretleri, ihtiyâr, âmâ ve hasta annesine hizmeti sebebiyle, her ne kadar Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’i göremediyse de O’nun eşsiz lutuf ve ihsânlarına nâil olmuştur.

İslâm hukûkuna göre, bir kişinin, ana ve babasından yalnız birisinin nafakasını sağlamaya gücü yetse, annesinin nafakasına öncelik tanınır. (7)

Evlâd üzerinde elbette babanın da hakları vardır. Çocuğunun ihtiyaçlarının karşılanmasında büyük fedâkârlıkları bulunmaktadır. Doğumda annenin karşılaştığı sıkıntılara o da ortak olmuştur. Hadîs-i şerîfte, babanın evlâdı üzerindeki hakları şöyle açıklanmıştır:

"Hiçbir evlâd babasının hakkını ödeyemez. Ancak; babasını köle olarak bulur, satın alır ve âzâd ederse, bu durum müstesnâdır." (8)

Muhammed Bahâeddîn Nakşibend (k.s.) Hazretleri, bir vasiyetinde şöyle buyurur:

"Benim kabrimi ziyâret etmek isteyenler, evvelâ annemin kabrini ziyâret etsinler, sonra da benimkini.." (9)


Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

ANNE

Perşembe, Mayıs 10, 2007 · Kategori: Anne

Anne,

İlk dişim ağrığında

Gök gürültüsünden korkup

Ağladığımda

Okula başladığım

İlk günü hatırladığımda

Hep sen varsın yanımda.

Anne, çok ağlayıp

Az güldüğüm günlerde

Konuşabilseydim eğer

Uykunu böldüğüm gecelerde

Ninnilerini de bölerdim.

Beni dinle anne!

Beni dinle derdim.

Sen de dinlerdin.

Anne, seni sevdiğimi söylerdim.

Seni sevdiğimi söylerdim.

Yaşar KOCA

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

anne baba

Perşembe, Mayıs 10, 2007 · Kategori: Anne

 

 

“Rabbin, kendisinden başkasına asla kulluk etmemenizi, ana-babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi yaşlanırsa, sakın onlara “öf!” bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle. Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki: “Rabbim!, beni küçükken sevgi ve şefkatle koruyup büyüttükleri gibi sen de onlara merhamet et”[1].
         Yetim olarak ana-baba özlemiyle büyümüş peygamberimiz (sav) de bir hadis-i şeriflerinde, Allah’ın en çok sevdiği amelin, vaktinde kılınan namazdan sonra ana-babaya iyilik etmek olduğunu bildirmişlerdir
[2].

  Aziz Müminler!
      
  Anne ve babalarımıza karşı görev ve sorumluluklarımız sadece dünya hayatıyla sınırlı olmayıp; onlar aramızdan ayrıldıktan sonra da devam etmektedir.  Nitekim sahabeden Ebu Üseyd diyor ki, biz Rasûlullah’ın yanında otururken, bir adam çıkageldi ve; “Ey Allah’ın elçisi! Anne ve babamın vefatlarından sonra onlar için yapmam gereken herhangi bir iyilik var mı?” diye sordu. Rasûlullah (sav); “Evet, onlara dua etmen, onlar için Allah’tan af ve mağfiret dilemen, verdiği sözlerini yerine getirmen, akrabalarını ziyaret etmen ve dostlarına ikramda bulunmandır”
[3] buyurdular.

 O halde iyi bir Müslüman, Allah’a kulluk görevinin yanı sıra, öncelikle anne ve babasına karşı görev ve sorumluluklarını yerine getirir. Varlık sebebi olan ana-babasını her zaman hatırlar ve ihtiyaçlarını karşılar. Her fırsatta sevgi ve saygılarını sunar. Onları incitecek söz ve davranışlardan sakınır. Dünya ve ahiret mutluluğunun ana-babaya gösterilecek sevgi ve saygıya bağlı olduğunu aklından çıkarmaz. Sözlerimi hutbemin başında okuduğum âyet-i kerimenin meâliyle bitiriyorum:
      
“İnsana, anne ve  babasına iyi davranmasını emrettik. Annesi onu her gün biraz daha güçsüz düşerek taşımıştır. Onun sütten kesilmesi de iki yıl içinde olur. (İşte onun için) insana şöyle emrettik: “Bana ve anne babana şükret. Dönüş banadır[4].

[1] İsra 17/23-24
[2] Buhari, Edep 1
[3] İbn Mâce, Edep 2
[4] Lokman 31/14

Lokman,14

VARLIĞIMIZIN SEBEBİ ANNE VE BABALARIMIZ!

       Değerli Müminler!                                

Dünya’da sevgi, saygı ve iyiliğe en fazla lâyık olan kişilerin başında anne ve babalar gelmektedir. Anneler, çocuklarını hamilelik dönemlerinde büyük zorluklarla taşımakta, çeşitli eziyet ve sıkıntılarla dünyaya getirmektedirler. Doğum sonrasında ise, uykularını bölerek onları emzirmekte, en güzel ninnilerle uyutup, sevgiyle büyütmektedirler. Hepimiz maddî ve manevî gelişimimizi annelerimizin  sevgi, şefkat ve merhametine borçluyuz. Çünkü bir çocuğun ruhsal ve bedensel gelişimi için anne sütü ne kadar önemli ise,  annenin sevgi, şefkat ve merhameti de  en az o kadar önemlidir.

 Kişinin anneye olan ihtiyacı hayat boyu sürmektedir. Annelerimiz başlarımızın tâcı, dertlerimizin ilâcı, gönüllerimizin sultanıdırlar. Bakınız şair bu gerçeği ne güzel ifade ediyor: “Ana başa tâc imiş, Her derde ilâc imiş, Bir evlât pîr de olsa, Anaya muhtaç imiş”.  “Ağlarsa anam ağlar, gayrisi yalan ağlar” özdeyişi de bunu desteklemektedir.

 Diğer yandan annelerimizle birlikte babalarımızın da üzerimizde şüphesiz çok büyük hak ve emekleri vardır. İyilik ve yardımlaşmanın, ağırbaşlılık ve sorumluluğun sembolü olan babalarımız; soğuk-sıcak, yaz-kış demeden, gece-gündüz çalışır, çabalar, helâlinden kazanır, maddeten ve manen  büyüyüp gelişmemize ve hayata atılmamıza katkıda bulunurlar. Baba sevgisi ve desteği de çocuklar için önemli bir güç kaynağıdır.

 Muhterem Kardeşlerim!       
  
Yüce rabbimiz, kendisine kulluk emrinden hemen sonra, ana-babaya iyi davranmayı emretmiş, onları üzmek veya incitmek şöyle dursun; yüzlerine karşı “öf” bile demeyi yasaklamıştır. Kur’an-ı Kerim’de bu temel vazife şöyle hatırlatılıyor:

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »